Sistemin son güncellemesi Türkiye saatine göre 28.01.2012 01:25 'de yapılmıştır.
Her yarım saatte (30') yazar günlükleri pinglenir.
31 12 2011 - 52 6/7
Mehmet Sencer Karadayı
MSK-2011 Değerlendirmesi! | 31.12.2011 20:35 | Daily MSK/ | Yorum Yaz

Eveeet bir yılı daha geride bıraktık! Yaşlandık azizim, yaşlandık. İnsanlar da deliler gibi bir şeyler paylaşıyorlar, iyi yıl dileklerini dile getiriyorlar. Ben de hem geçmiş yılın kendimce bir analizini yapayım, hem de yeni yıldan beklentilerimi dile getireyim dedim. Hemen başlayalım :)

2011 – Hayatımın en kötü yılı!

Bilmiyorum 2011′ e çok mu haksızlık yapıyorum ama hayatımın en kötü diyebileceğim, ya da bana öyle hissettiren yılı 2011 oldu. Tüm hayat parametrelerim(aşk, okul, iş, arkadaşlar…) dibi gördü heralde. Tamam bütün yıl olmasa da özellikle 2.çeyrek ölümcüldü. Aşağıda detaylı bir “2011- MSK” yıl analizi görebilirsiniz.

Birinci Çeyrek – “Her şey güzel olacak!”

Sene güzel başlamıştı. Hayatımda ilk defa aile bireylerimden ayrı bir şekilde kutladım yılbaşını. Değişikti! Dersler deseniz onlarda da bir sorun yoktu. Kendi şirketim olmasına karşın 2.2 gibi bir ortalama yapmayı başarmıştım. Dönem ortasında hayatımı çok değiştiren bir olay oldu; kız arkadaşımdan ayrıldım. Tüm bu olaylardan sonra döneme hızlı bir başlangıç yaptım. Topluluğa daha çok yöneldim. Spor yapmaya başladım, her sabah 6′ da kalkıp ip atlıyordum. Arkadaşlarımla bolca zaman geçirme şansı yakalamıştım. Çünkü artık hayatımda bir şirket yoktu! Batmıştı! Olsun o da bir deneyimdi sonuçta :) Yakın arkadaşlarımdan biri ile bir para mevzusu yüzünden sıkıntı yaşadık, o durum üzücüydü. Şu an aramızda bir sorun yok ama :) Ondan sonra Kampüs Gelişim Günleri 2011 etkinliğini düzenledik. Orada bir çok yeni güzel insanla tanıştım. Topluluğa daha da ısındım. Derslere gidiyordum, not alıyordum 7 sene sonra :P . Neyse ilk 3 ay Ocak-Şubat-Mart orta halli geçti :)

İkinci Çeyrek – “KABUS”

Kabusum oldu bu çeyrek. Birden her şey yerle bir oldu. Derslere gittim, not tuttum ama öyle notlar geldi ki ilk midterm’ lerden akıllara zarar! İki İlkokul arkadaşımla iş yapmaya çalışmak gibi bir hata yaptım. Onlarla ters düştüm. Önem verdiğim bu insanlarla aramız bozuldu. Kız arkadaşımdan ayrılma durumu ile ilgili sancılar başladı, onlarla başa çıkmaya çalışıyordum. Bu arada belimle ilgili bir sakatlık oldu. Doktorun ilk teşhisi bel fıtığıydı. O yaştaki birinde bel fıtığı çıkması çok acı ve sıkıntılı bir durum. Bir hafta boyunca yerimden kalkamadım, yatağa mahkum kaldım. Hiç hoş bir durum değildi açıkcası! Tüm bunlarla uğraşırken bir de en çok güvendiğim dersim olan “C” ile ilgili bir ödevde kopya durumu ortaya çıktı. Sıfır aldığımız yetmediği gibi bir de disiplin durumu ortaya çıktı. Hepsi de benim suçum. Sorumsuzluğum yüzünden geç başladığım bir ödevdi ve bir kısmını gerçekten de arkadaşımdan aldım. Hadi ben neyse de benim yüzümden bir de arkadaşımın başını yakmış olduk. Topluluk ile ilgilenmemeye başladım. İşlerimi boşladım. Derslerimin hepsini bırakma kararı aldım. Bu dönem böyle yaşanarak bitmemeliydi. Bir daha düzgün bir şekilde yaşamalıydım. Bu yüzden okulu uzatmayı göze aldım ve tüm dersleri bıraktım!

Yani kısacası kendi hayatım boyunca yaşadığım en kötü ve zor zamanları yaşıyordum. Şimdi geriye baktığımda bir daha yaşamak istemeyeceğim hatta hatırlamaktan da zevk almadığım bir dönem oldu benim için 2011 Nisan-Mayıs-Haziran dönemi.

Üçüncü çeyrek – “Toparlanma zamanı”

Yukarıda bahsettiğim kabustan uyanma durumum aslında bir nebze aldığım bir telefonla oldu. Kendimi çok işe yaramaz biri gibi hissediyordum. Bir gün bir telefon geldi. Telefondaki adam benim profesyonellerle çalışmak istediklerini söylüyordu. Bilginç IT kurumundan Beyhan Bey di arayan. Eğitmenlik teklif ediyordu bana, hayalimdeki meslek! 3 gün havalarda gezdiğimi hatırlıyorum. Aslında o kadar da işe yaramaz olmadığımı hatırlattı tekrar bana bu telefon. O andan sonra saldırmaya başladım tekrar. Hobiler edindin kendime, KENDO, 3 TOP, YO-YO, DIABOLO gibi. Sosyal hayata karışmaya başladım. Tiyatro, sinema, konser takip eder oldum. Arkadaşlarımla ATOM sürecine dahil olduk. Yaz okulunda bir hafta Belçika’ ya gitme fırsatı yaşadım.

IEEE’ ye sarıldım biraz. Kongre dönemi çok önemli bir dönüm noktası oldu benim için. Orda tanıdığım o değerli insanlar hala hayatıma sayısız değer katmaya devam ediyorlar. Çok eğlenceli bir Kongre dönemi geçirdim.

Yaz ayları çok hızlı geçti benim için. Yaz okulu, staj, kongre, tatil derken bir anda bitti o dönem. Çok da güzel oldu. Tam bir toparlanma dönemiydi açıkcası.

Dördüncü çeyrek-”Son demler”

İşte en güzel kısım. Sene başladı, bende yine bir gaz. Süper olacak bu sene. Geçen dönemin acısını çıkaracağız! Hızlı başladım döneme. Her sabah 6′ da kalkıp yürüdüm 1 ay boyunca. Kahvaltılarımı kendim hazırladım. Okulla ilgili tek sıkıntı o sene kaybından dolayı arkadaş grubumdan kopmak oldu. Her ne kadar kopmamaya çalışsam da el mahkum kopuyorsunuz. Derslerimiz, dertlerimiz farklı. Bana uyan zaman onlara, onlara uyan zaman bana uymamaya başladı. Bu yüzden o güzel PAMPALAR grubundan biraz uzak kalmak bana koydu. Derslere gelecek olursak, derslere gitmedim! Bu yüzden notlar yine pek parlak değil. 3 ders alıyorum hepi topu fakat onlarda da maksimum başarı gösteremiyorum. Toplulukta Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı olarak devam ediyorum. Teknik kollardan sorumluyum :) IEEE Türkiye de ise daha önceki yazılarımdan da hatırlayabileceğiniz üzere Computer Society Danışmanı görevindeyim. Kendi projem olan Türkiye Turu‘ na devam ediyorum. 4 farklı il gezdim şimdiye kadar, daha da devamı gelecek! İş olarak bakıcak olursak, ATOM’ da devam ediyoruz, işler yolunda :) Ayrıca bir hayalimin daha yanına tik koyma fırsatı buldum; Bilişim Eğitim Merkezinde Eğitmen olarak görev yapıyorum. Benim için çok değerli bir hedefti bu. Uzun zamandır seminer, eğitim temposu içindeydim, ama bu işi profesyonel olarak yapmak bambaşka bir duyguymuş. Aşk konusunda ise bir gelişme yok! Beklemedeyiz :P

Bugün 4. çeyreğin son günü.

Mutluyum! Umutluyum!

Buradan herkesin yeni yılını kutlamak istiyorum. Umarım hem benim için hem de sizler için bir öncekinden çok daha güzel bir yıl olur :) Gelecek sene başka bir yazıda görüşmek üzere :)


26 12 2011 - 52 1/7
Mehmet Sencer Karadayı
30 günlük meydan okuma turları Vol1…Şeker Yok! | 26.12.2011 01:56 | Daily MSK/ | Yorum Yaz

Her sabah tok karnına en az iki adet TED videosu izlemeye özen gösteriyorum. “TED ne ki ula ?” derseniz şöyle açıklayabilirim : Açılımı Technology, Entertainment, Design olan dünyanın sayılı zeki, psikopat, tıptan bilişime, sanata kadar bir çok dalda bir şeyler başarmış insanların deneyimlerini, en az kendileri kadar seçkin insanlarla paylaştığı oturumlardan oluşan bir etkinlik. Ben ve bir çok sıradan inasn bu deneyimleri ancak ve ancak ted.com adresinde yayınlanan kayıtlardan izleyebiliyoruz.

Yine bir sabah oturdum ve bir TED videosu açtım. Başlık aynen şuydu : “Try something new for 30 days”. Matt Cutts adında Google’ da çalışan bir bilgisayar bilimcisinin deneyimlerini içeriyordu video. Konusu ise oldukça basit : Hayatınızda hiç yapmadığınız bir şeyi 30 gün boyunca hayatınıza sokun ya da yaptığınız bir şeyi 30 gün boyunca çıkartın. Verilen örnekler arasında, işe bisiklet ile gitmekten tutunda roman yazmaya kadar bir çok meydan okuma mevcut.

Ben de bu videodan feyz alarak kendi ilk 30 günlük meydan okumamı gerçekleştirdim : Çay ve kahvede şeker yok! Yanlış duymadınız ben ki her çayda en az 3 şeker, her kahve de en az 5 şeker kullanan bir insan, 15 gündür hiç şeker kullanmıyorum. Peki ne mi oldu hayatımda? Çok da bir şey değişmedi. Artık çayın tadını daha rahat alabiliyorum. Kahve ise daha bir etkili oluyor.

Bakalım bundan sonraki 30 günlük meydan okuma turunda ne yapacağım. Ben de heyecan içerisinde beklemekteyim. Sizlere önerim ise aşağıdaki linkten videoyu izlemeniz ve kendi 30 günlük meydan okumalarınıza başlamanız! Denedim, güzel oluyo :)

Video : http://www.ted.com/talks/lang/en/matt_cutts_try_something_new_for_30_days.html

IEEE Türkiye CS Turu, Duraklar, Yaşananlar…. | 26.12.2011 01:41 | Daily MSK/ | Yorum Yaz

Merhabalar,

Evet ben durmuyorum, geziyorum. Çok farklı bir hedef uğruna çıkmak istediğim Türkiye Turu’ na IEEE Türkiye ve CS Danışmanlığı sayesinde bu dönem başladım. Aslında amacım bir sosyal girişimcilik macerası için data toplamaktı. Halen bu amaç içimde, derinliklerde bir yerde durmakta. Fakat bu turdaki ana tema Türkiye’ nin değişik illerindeki üniversitelerde geleceğin ta kendisi olan yeni teknolojileri tanıtmak ve bir farkındalık yaratmak. Bu amaç uğruna şimdiye kadar 3 haftada, 3 il ve 3 üniversite gezmiş bulunmaktayım. Bu yazımda yaşadığım güzel anları ve edindiğim kazanımları sizinle paylaşmak istiyorum :)

İlk hedefim Ege(2 Aralık 2011)

İlk durağım İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü oldu. ITYE IEEE öğrenci kolundaki değerli arkadaşlarım, Evren Tuna, Özgür Özzeybek, Kürşat Özdemir ve Seyfi Girgin beni misafir etme nezaketini gösterdiler. Uçaktan indiğim andan Ankara’ ya dönene kadar hiç bir şeyimi eksik etmediler, sağolsunlar çok iyi baktılar bana. Bu arada etkinliğimizin teması HTML 5‘ di. Bu çok konuşulan ve çok yeni olan teknolojiyi yaklaşık 120 kişilik bir kalabalığa anlatmak oldukça heyecan vericiydi. Üstelik sunumumu da 12 saatte hazırlayabilmiştim. İşin aslı HTML5′ i anlatmak içib PowerPoint ya da Prezi kullanmak istemedim. “HTML5′ i en iyi HTML5 ile anlatabilirim” fikrinden yola çıkarak tüm sunumumu HTML5 teknolojisi üzerine oturttum. Oturum oldukça eğlenceli geçti. Benim oturumumdan sonra Türkiye IEEE Kurumsal İlişkiler Danışmanı İsmail Baysal da “Farklılık” temalı bir sunum gerçekleştirdi. Bayağı başarılı bir IEEE reklamı oldu heralde :) .

Sevgili kardeş kollarımız IYTE ve 9 Eylül IEEE benim gelişimin şerefine çok güzel bir parti organize etmişler, etkinlik akşamı tüm yorgunluğumuzu İzmir’ in gözde eğlence mekanlarından birinde atma fırsatı yakaladık. Ertesi gün ise ufak bir İzmir turu sonrasında ben evime döndüm, IYTE tayfası da normal hayatlarına geri döndüler. Bir çok güzel, hatırlanası anı biriktirdik. İzmir’ e tekrar aşık oldum. Kesinlikle hayatımın bir dönemini orada geçireceğim, kafaya koydum.

Sırada Kocaeli var…(9 Aralık 2011)

Bir sonraki hedefim Kocaeli Üniversitesi oldu. Kocaeli IEEE Yönetim Kurulu Başkanı dostum Rümeysa Usca karşıladı beni. Bu duraktaki konumuz Microsoft’ un Mobil dünyadaki silahı Windows Phone 7′ ydi. Mobil dünyaya nispeten yeni katılan bu üyeyi derinlemesine inceledik sevgili katılımcılarla. Ne yazık ki Kocaeli’ ndeki misafirliğim biraz kısa sürdü. Malum etkinlikten bir gün sonra sınavım vardı :) Sınavın nasıl geçtiğine gelecek olursak, başarılıydı bir sorun çıkmadı. O dar vakitte yine iyi anı sığdırdığımızı düşünüyorum. KOU IEEE mensubu üye arkadaşlarım ve katılımcılar etkinliğe oldukça ilgi gösterdiler. Yaklaşık 150 kişilik bir kalabalık ile sürdürdüm oturumu. Biraz bugünden biraz da gelecekten bahsettik. Arada konu siber güvenliğe kadar geldi, nasıl oldu ben de anlamadım ama bu oldu. Sonuç olarak Türkiye Turu’ mdaki güzide noktalardan biri oldu Kocaeli :)

Dumlupınar’ a uğramazsak olmaz!(19 Aralık 2011)

Aslında “ilk size geleceğim” diye onlara söz vermiştim. Kim mi onlar? DPU IEEE! Diğer bir değişle sevgili dostum kulüp başkanı Ahmet Çakırel ve bir o kadar sevgili mentör Akın Aktuğ Aksoy(3A). Kongre döneminden sözleşmiştik ama tarihi bir türlü tutturamadık. Kısmet 19 Aralık’ aymış! Yolculuğa 1 gün öncesinden başladım. İlk durağım Eskişehir oldu. Yakın dostum Onur ile çıktık yola. İlk defa hızlı tren macerası yaşamış bulundum bu yolculuk sırasında. Sonrasında Onur ve Ömer ile Eskişehirde mükellef bir kahvaltı yaptık. O güzel kahvaltıdan sonra bir tren yolculuğu daha yaparak güzel şehir Kütahya’ ya ulaştım. Gerçekten kusursuz bir misafirperverlik ile karşılaştım. Ahmet ve Akın kesinlikle elimi cebime attırmadılar. Sırf ben yürümek istiyorum diye kaleye kadar o yağmurda benimle yürüdüler. Bu arada Ahmet’ in evinde de davul seti var, 10 Numero ! Neyse, güzel bir fasıl ile geçirdik ilk geceyi. Diğer gün etkinlik salonuna gittiğimde gözlerime inanamadım. Yaklaşık 200 kişi ile karşı kaşıyaydım. En önde hocalar arka sıralarda meraklı gözlerle bakan öğrenciler. Konumuz ise HTML5! Sunum gayet başarılı geçti. Bir plaket bile verdiler bana. Böylece hayatımda bir seminerde ilk defa plaket almış oldum. Bu yönüyle de Dumlupınar çok farklı bir yer edindi benim gönlümde. Uzun lafın kısası çok sevdiğim dostlarımla çok güzel bir haftasonu geçirmiş oldum! :)

Kapanış

3 şehir gezdim, 3 haftada. Yorucu oldu, evet. Ama verdiği keyif paha biçilemez. Aynı amaç uğruna çalıştığım arkadaşlarımla bir araya gelmek, onlarla fikirlerimi paylaşmak çok ayrı bir deneyim. Keşke herkes benim bu yaşadığım duyguları yaşama fırsatı yakalasa :) Buradan yine bu üç şehirde de zaman ayırıp beni ağırlayan, krallar gibi yaşatan, hayatım boyunca unutmayacağım bu anlarda bana eşlik eden tüm dostlarıma çok teşekkür ederim. İyi ki varsınız!

Bundan sonraki bilinen hedefim İTU(2 Ocak 2012). Orada da HTML5 anlatacağım. Orayı da konu alan başka bir yazıda görüşmek üzere! :)

19 12 2011 - 51 1/7
Erturk Ihsan Limon
This is the way the world ends.. | 19.12.2011 17:10 | Ertürk Online/ | Yorum Yaz

— Season 6 finale spoiler alert —

Travis : Hello, Jesus.

Dexter : Hello, Travis.

T : What? What is going on?

D : This is the way the world ends. Your world, anyway.

T : No! No, no! I’m supposed to finish enacting the seven keys.

D : Sorry.

T : But I was chosen! I was chosen to bring about the new world.

D : Chosen to kill innocent people?

T : No one is innocent.

D : My son is. You tried to kill him.

T : God.. God allowed his son to die.

D : How could you believe in that?

T : Because I walk the path of the righteous.

D : I’ve known people who believed in God. They would never use their faith as a convenient excuse to kill ten people. You used God. It’s not the other way around.

T : You.. You are a shining example of how putrid man has become.

D : I am a father. A son. A serial killer.

T : You’re going to burn in hell.

D : No, I think I belong right here. Because maybe there is a place for me in this world… just as I am. Light cannot exist without darkness. Each has its purpose. And if there is a purpose to my darkness, maybe it’s to bring some… balance to the world. Because, let’s face it, the world is going to be a better place without you.

T : The world is going to end. And when it does, I will be by God’s side.

D : You sure about that?

T : Yes.

D : Good for you.

T : You’re mocking me.

D : No, I almost envy you. It must be nice to be so certain.

T : You’re wrong about everything because you don’t believe in God, but I have faith. I trust in God’s plan.

D : Really? Then it must be God’s plan that you’re on my table. Do you think it’s God’s will that I’m about to kill you? God has nothing to do with this! You are wrapped in plastic because I want to kill you.

T: This is not how it’s supposed to be!

D: Maybe this is exactly how it’s supposed to be. Maybe everything is exactly as it should be.

— Season 6 finale spoiler alert —

 

27 11 2011 - 47 7/7
Mehmet Sencer Karadayı
Start Up olma yolunda, Atom’ da ilk sabahlamaca… | 27.11.2011 23:05 | Daily MSK/ | Yorum Yaz

Merhabalar,

Bundan 5 ay önce ben ve arkadaşlarım (Akın-Onur-Kerem) ile birlikte bir maceraya atıldık : Girişimcilik. METUTECH ATOM( Animasyon Teknolojileri ve Oyun Geliştirme Merkezi ) bünyesinde oyun sektöründe işlev gösteren bir startup olma yolunda ilk adımımızı sevgili babamdan esinlendiğim bir proje fikri ile attık. Fikir güzeldi, biz de biraz süsledik. Mitoloji ekledik içine, hikaye kattık ve sıfır model bir oyun fikrimiz oldu. Bu fikir ile ATOM elemelerinde ilk aşamayı geçmeyi başardık. Sıkı bir eğitim programı vardı önümüzde . Oyun dünyasının saygın isimlerinin konuşmacı olduğu seminerlerden tutun da bilişim hukuku ve fikri, mülki hakların nasıl korunacağına dair eğitimlere kadar çok geniş bir yelpazede bir çok eğitim aldık.

Eğitimler sonucunda iş planımızı ve sunumumuzu hazırlayıp juri önüne çıktık. Şansımız bizi terk etmişti. Çok geliştiremediğimiz, ham kalan fikrimiz red cevabı aldı jüriden. O andan itibaren kara kara düşünmeye başladık: Ne olacak sonumuz?

Aldığımız bu kötü haberle yıkılmadık, çok geçmeden iyi haberler de gelmeye başlamıştı çünkü. Bir ajans inhouse yazılımcılar arıyordu. ATOM yöneticisi Emek Bey de bizi önermişti. Tüm bunların üstüne toplantılar başladı ve bahsettiğim ajans bize yatırım yapma kararı aldı(insana yatırım…).  Tek eksiğimiz birlikte çalışabileceğimiz bir ofis ortamıydı artık.

Uzun lafın kısası bugün sabahtan itibaren bu sorunu da çözmüş durumdayız. ATOM’ da bize de artık birer masa var. Bugün ilk defa dördümüz bir araya geldik ve 2-3 saatliğine de olsa birlikte birşeyler yapmanın keyfine vardık.

Ben hala ATOMdayım. Biraz önce günün ilk öğününü yedim. Heralde ATOM’ da sabahlamanın verdiği keyiften olsa gerek, hayatımda yediğim en güzel “Rambo”ydu :) . Neden mi bu yazıyı yazıyorum? Çünkü düşünüyorum, uykusuz geceler…sosyal hayattan bir nebze de olsa çekilmek nelere yol açabilir? Korkuyor muyum? Belki biraz…

Sizinle de paylaşmak istediğim bir yazı okudum ve bu düşüncelerimden biraz uzaklaştım. Bilmeniz gerekiyor ki, bu yola çıktıktan sonra başarılı olmak istiyorsanız, uykusuz da kalacaksınız aç da! Yeri gelecek yakın bir arkadaşınızın doğum gününe gidemeyeceksiniz! Bunları göze almıyorsanız bu yola en başından girmeyeceksiniz. Benim çıkarımım bu oldu açıkcası :)

İşimin başına geri dönme zamanı geldi dostlar. Size sıcak yataklarınızda iyi uykular, benim için yapılacak daha çok şey var :)