<?xml version="1.0" encoding="utf-8" standalone="yes" ?>
<feed xmlns="http://www.w3.org/2005/Atom">

	<title>IEEE ODTU Gezegeni</title>
	<link rel="self" href="http://gezegen.ieee.metu.edu.tr/atom.xml"/>
	<link href="http://gezegen.ieee.metu.edu.tr/"/>
	<id>http://gezegen.ieee.metu.edu.tr/atom.xml</id>
	<updated>2012-05-17T00:25:28+00:00</updated>
	<generator uri="http://www.planetplanet.org/">Planet/2.0 +http://www.planetplanet.org</generator>

	<entry>
		<title type="html">Çin sitelerinden güvenilir alışveriş yapmak mümkün mü?</title>
		<link href="http://furkangokce.com/post/22654734195"/>
		<id>http://furkangokce.com/post/22654734195</id>
		<updated>2012-05-08T15:44:00+00:00</updated>
		<content type="html">&lt;p&gt;Kullandığımız çoğu ürün Çin&amp;#8217;de üretiliyor ya da Çin menşeili parçalar bulunduruyor. Bunların ucuz olması da Çin&amp;#8217;de kalitesiz üretim yapıldığı düşüncesini oluşturuyor. Böyle bir ortamda, Çinlilere olan güvenimiz de zedeleniyor.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Son zamanlarda ülkemizde de kullanımı yaygınlaşan Çin ve Hong Kong merkezli eticaret sitelerinden bahsedeceğim. Güvenilirliklerini, müşteri memnuniyetlerini eleştireceğim. Kendim FocalPrice.com isimli internet sitesinden alışveriş yaptığım için bu site üzerinden eleştireceğim Çinlileri. Ancak başlamadan belirtmem gerek, bu site Çinli eticaret siteleri arasında en yüksek oy alanlardan birisidir.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;2 Nisan gecesi siparişimi verdim, PayPal ile Amerikan Doları olarak ödememi yaptım. 95 dolar olan siparişim, çeşitli kuponlarla 85 dolara indi. Bu siteyi kullanma sebeplerimden birisi bu idi, bir diğeri de ücretsiz kargo takip numarası veriyor olması.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;4 Nisan günü siparişimin kargoya verildiği haberini, iki gün sonra da kargo takip numaramı aldım. Beklemeye başladım. Daha önce alışveriş yapan tanıdıklarımdan aldığım bilgiler doğrultusunda bir hafta içerisinde kargomun ne durumda olduğunu öğrenebilecektim. Forumlara göz attığımda da benzer söylemlerle karşılaştım.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bir süre kendileri ile doğrudan kendi internet siteleri üzerinden tartıştım konuyu. Ancak çözüm bulamayınca, Paypal&amp;#8217;da itiraz açtım. İtirazımdan sonra bana 40$ kupon önerdiler, indirim yaptılar ama hiçbirisini kabul etmedim.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Aradan tam bir ay geçtiğinde, Paypal&amp;#8217;daki itirazımı da hak talebine çevirdikten birkaç gün sonra, kargo takip numaram çalışmaya başladı. Her gün başka bir şehirdeydi. Ben bu kadar uğraştıktan sonra, üstelik bana bir ay önce postalandığı söylenen ürünlerin bu kadar geç gönderilmesi çok sıktı canımı. Neyse ki çıktı yola ve aldım siparişlerimi.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Epey uğraştım, az para değil, 150 liradan fazla ödedim. Tam 34&amp;#160;gün sonra elime ulaştı. Aslında süre normal. Anormal olan, beni para iadesi istemeye iten şey ise kargo takip numarasının çalışmaması. &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Doğal olarak bütün ürünleri açtım, kontrol ettim, inceledim. Sadece uzaktan kumandalı aracın kumandasında bir problem tespit ettim. Kollar ters çalışıyor. Sağa çevirdiğimde, sola gidiyor mesela. Onun için tekrar görüşmeye başladım, bir miktar para iadesi talep ettim. Bu tür sıkıntıları böyle çözümlediklerini biliyorum. Bakalım sonu ne olacak.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Çin&amp;#8217;den aldım bir tane, eve geldi bir tane?&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Çinlilere güvenmiyoruz. Haklıyız. Her şeyin korsanı, ucuzu, sağlıksızı var. Ama aynı ürünlerin kendileri, sağlıklıları da Çin&amp;#8217;de üretiliyor. Üzerlerinde Amerikan ya da diğer emperyalist ülkelerin markaları yazınca güvenip alıyoruz. Alışveriş sırasında gecikme olunca, söz konusu da Çin olunca korktum. Dolandırıldığımı düşündüm, sinirlendim ve saldırdım. Ama adamlar sözünün eri çıktı, haklarını vermek gerek. Gecikme konusunda sorumluluklarını kabul etmiyorlar ama o da doğaldır. Türkler bile yapıyor bunu.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Uzun lafın kısası, alışverişten memnun kaldım. Alışveriş yaptığım focalprice.com idare eder. Daha iyi siteler olduğunu alışveriş yaptıktan sonra öğrendim. Benim için çok geçti, sizlere söyleyeceğim. Memnuniyetimin başlıca sebebi alışverişin ülkemize kıyasla %30 civarı tutması. Ben 150 lira verdim ama aynı alışveriş Türkiye&amp;#8217;de 450-500 liraya denk geliyor. Bazı ürünlerin ülkemizde ender bulunması da fiyatın bu kadar yüksek olmasının sebeplerinden.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Aldığım ürünler ve fiyatları:&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;ul&gt;&lt;li&gt;&lt;a href=&quot;http://www.focalprice.com/DB0093W/37V_1000mAh_Lithium_Battery_for_KODK7004_FUJINP50_PENLI68_Digital_Camera_White.html&quot; target=&quot;_blank&quot;&gt;Kodak fotoğraf makinem için batarya&lt;/a&gt; - 3.74$&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;&lt;a href=&quot;http://www.focalprice.com/DS271L/WP018_PVC_Waterproof_Case_for_Digital_Cameras_Blue.html&quot; target=&quot;_blank&quot;&gt;Fotoğraf makinem için su geçirmez kılıf&lt;/a&gt; - 7.46$&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;&lt;a href=&quot;http://www.focalprice.com/DT010B/Digital_Camera_and_Camcorder_Flexible_Tripod_with_Carrying_Bag_Black.html&quot; target=&quot;_blank&quot;&gt;Fotoğraf makinem ve telefonum için bir üç ayaklı (tripod)&lt;/a&gt; - 23.36$&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;&lt;a href=&quot;http://www.focalprice.com/MF0047B/Complete_Samsung_Class_10_16GB_TF_Card_Set_Black.html&quot; target=&quot;_blank&quot;&gt;Çok amaçlı kullanım için hafıza kartı (16&amp;#160;GB - class10)&lt;/a&gt; - 18.23$&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;&lt;a href=&quot;http://www.focalprice.com/DS338G/Free_Biz_Protective_Camera_Bag_Green.html&quot; target=&quot;_blank&quot;&gt;Fotoğraf makinem ve aksesuarları için bir çanta (yedek)&lt;/a&gt; - 6.04$&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;&lt;a href=&quot;http://www.focalprice.com/YE956R/4_Channel_120_Remote_Control_Racing_Car_Red.html&quot; target=&quot;_blank&quot;&gt;Uzaktan kumandalı bir araç&lt;/a&gt; - 29.30$&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;&lt;a href=&quot;http://www.focalprice.com/MP180T/10_Packs_NEWTOP_Crystal_Clear_Screen_Protector_for_Sumsung_Galaxy_Ace_5830_Transparent.html&quot; target=&quot;_blank&quot;&gt;10 adet Samsung Galaxy Ace ekran koruyucu&lt;/a&gt; - 5.71$&lt;/li&gt;
&lt;/ul&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Güvenilir bulduğum siteler (avantajlar):&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;ul&gt;&lt;li&gt;Aliexpress.com - &lt;em&gt;Ücretsiz kargo, satıcı detayları ve dönemlik kampanyalar&lt;/em&gt;&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Dealextreme.com - &lt;em&gt;Kaliteli hizmet, ücret karşılığı kargo takip numarası&lt;/em&gt;&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Madeinchina.com - &lt;em&gt;Bol ürün çeşitliliği&lt;/em&gt;&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Focalprice.com (benim alışveriş yaptığım) - &lt;em&gt;Ücretsiz kargo ve kargo takip numarası, değişik ürünler, dönemlik kampanyalar, diğerlerine nazaran daha uygun fiyatlar, kötü müşteri hizmetleri&lt;/em&gt;&lt;/li&gt;
&lt;/ul&gt;&lt;p&gt;Diğer sitelerden alışveriş yapmadığım için kesin şeyler yazamadım. Ancak aynı dönemde alışveriş yapan arkadaşlarımdan aldığım bilgilere göre diğerleri biraz daha hızlı çalışıyorlar.&lt;/p&gt;</content>
		<author>
			<name>Furkan Gokce</name>
			<uri>http://furkangokce.com/</uri>
		</author>
		<source>
			<title type="html">Furkan Gökçe</title>
			<subtitle type="html">Ankara’da, elektrik-elektronik mühendisliği okuyorum. Etrafımda olan bitenler ve ilgimi çeken konular hakkında yazılar yazıyorum.</subtitle>
			<link rel="self" href="http://furkangokce.com/rss"/>
			<id>http://furkangokce.com/rss</id>
			<updated>2012-05-17T00:25:02+00:00</updated>
		</source>
	</entry>

	<entry xml:lang="en">
		<title type="html">içimden geldiği gibi</title>
		<link href="http://www.erturk.gen.tr/?p=717"/>
		<id>http://www.erturk.gen.tr/?p=717</id>
		<updated>2012-05-02T21:49:14+00:00</updated>
		<content type="html">&lt;p&gt;Zamanla da olsa fark ediyor insan. Bazen bulunduğun durumu çıkmaz görüp başta durgun kalıyorsun, kabullenirim diyorsun. İçten içe önem verdiğin ama elinden bir şey gelmez sandığın anlarda susmayı yeğliyorsun. Daha ilk anda düşündüğün, ağzından içinden geldiği gibi dökülmesi gereken kelimeler bazen gereksiz çalışan aklının ağlarına takılıp çırpınıyor. Belki konuşunca kaybedeceklerin var, evet. Başka insanlarla bir olup başka şeylerle bir şekilde beynini uyuşturmaya çalışıyorsun. Kafanı zorla diğer tarafa çeviriyorsun. Bu şekilde diğerlerini kandırabilsen de bir yerden sonra aklın kendi oyunlarına bağışıklık kazanıyor. Bu sırada hayat sana inat, seni tesadüfün ötesine, kader diyebileceğin yerlere sürüklüyor. Her kaynakla beslenip büyüyerek sığmayan fikri tutamayıp doğru soruları sormaya başlıyorsun:&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&amp;#8220;Ya kazanırsam? Hayatımın dönüm noktası olup olmayacağını nereden bilebilirim? Belki de bu beni, seni, onu daha iyi yapacak, denemeden nasıl öğrenebiliriz? Sırf susarak tüm bu insanları nelerden mahrum bırakıyorum?&amp;#8221;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Artıları, eksileri döküyorsun. Alemin en kral muhasebecileri bile senin neyi kazanıp kaybedebileceğini kara kara düşünen haline kıyasla yeteneksiz kalıyor. Bir yandan elinde olanı hiç kaybetmemek istiyorsun. Bunun mümkün olmadığını da biliyorsun. Kendinle, daha önce yaptıklarınla, söylediklerinle çelişmeye ve inatlaşmaya devam ediyorsun.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Fikrin sonuna geldiğinde, bundan sonra yapacakların için çok geç kalmadığını umuyorsun: &amp;#8220;İçinden geldiği gibi, doğru olana ulaşması dileğiyle akışına bırakarak&amp;#8230;&amp;#8221;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;İnsan nasıl da değişiyor, hayret. Şekli, fikri.. Bir yaşı diğerini tutmuyor. Say desen sayamam önceki nasıldı, şimdiki nasıl. Ne sıfat yeter, ne ben hangisinden başlayacağımı bilebilirim. Zorlasam ilk bu çıkar herhalde, basit, özet: &amp;#8220;daha iyi&amp;#8221;&lt;/p&gt;</content>
		<author>
			<name>Erturk Ihsan Limon</name>
			<uri>http://www.erturk.gen.tr</uri>
		</author>
		<source>
			<title type="html">Ertürk Online</title>
			<subtitle type="html">aut non tentaris aut perfice...</subtitle>
			<link rel="self" href="http://www.erturk.gen.tr/?feed=rss2"/>
			<id>http://www.erturk.gen.tr/?feed=rss2</id>
			<updated>2012-05-13T20:33:34+00:00</updated>
		</source>
	</entry>

	<entry xml:lang="en">
		<title type="html">rabbit hole</title>
		<link href="http://www.erturk.gen.tr/?p=720"/>
		<id>http://www.erturk.gen.tr/?p=720</id>
		<updated>2012-05-02T19:30:49+00:00</updated>
		<content type="html">&lt;p&gt;- This is your last chance. After this, there is no turning back. You take the blue pill &amp;#8211; the story ends, you wake up in your bed and believe whatever you want to believe. You take the red pill &amp;#8211; you stay in Wonderland and I show you how deep the rabbit-hole goes&amp;#8230;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;img class=&quot;alignleft size-large wp-image-721&quot; title=&quot;down the rabbit hole&quot; src=&quot;http://www.erturk.gen.tr/wp-content/uploads/2012/05/pill-1024x512.jpg&quot; alt=&quot;&quot; width=&quot;614&quot; height=&quot;307&quot; /&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&amp;nbsp;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&amp;nbsp;&lt;/p&gt;</content>
		<author>
			<name>Erturk Ihsan Limon</name>
			<uri>http://www.erturk.gen.tr</uri>
		</author>
		<source>
			<title type="html">Ertürk Online</title>
			<subtitle type="html">aut non tentaris aut perfice...</subtitle>
			<link rel="self" href="http://www.erturk.gen.tr/?feed=rss2"/>
			<id>http://www.erturk.gen.tr/?feed=rss2</id>
			<updated>2012-05-13T20:33:34+00:00</updated>
		</source>
	</entry>

	<entry>
		<title type="html">Bay Feynman çok haklı idi.</title>
		<link href="http://furkangokce.com/post/21641948576"/>
		<id>http://furkangokce.com/post/21641948576</id>
		<updated>2012-04-23T11:26:00+00:00</updated>
		<content type="html">&lt;p&gt;Bir süredir “Eminim şaka yapıyorsunuz, Bay Feynman!” kitabını okuyorum. Kitapta dikkatimi çeken ve bugün ülkemiz eğitim sistemine uygun olduğunu düşündüğüm bir bölüm okudum.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Feynman (dönemin en önemli fizikçilerinden, Nobel Barış Ödülü sahibi bilim adamı), davetli olarak Brezilya’ya gider. 10 ay kadar eğitim verir ve bu sürecin sonundan Brezilya serüvenini yorumlaması için söz verilir. Elinde okullarda okutulan kitaplar vardır. Açıp birkaç bölüm okur ve Brezilya’da eğitimin, ezbercilikten ibaret olduğunu; öğrencilerin bilgiyi somutlaştıramadığını iddia eder. Üç kişiyi örnek verir ve buna rağmen başarılı insanlar çıkabildiğini söyler. Bunun üzerine o üç insan konuşur ve onların da aslında Brezilya’da eğitim almadıkları öğrenilir.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Eğitim sistemimizin fiziki yapısı ile durmadan uğraşılan şu günlerde; aslında ne kadar gereksiz tartışmalara girdiğimizi fark edemiyoruz. Önemli olan 4+4+4 ya da 8+4 olması mı, yoksa okullarda öğrencilere nelerin, nasıl öğretildiği mi? Kaldı ki, eğitimcilerimiz, öğretmenlerimiz, kendileri iyi eğitilmişler mi de çocuklarımızı emanet ediyoruz onlara?&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Ülkenin en iyi okullarında eğitilmiş, sınavlarda en iyi sıralamalara yerleşerek bugün yine en iyi üniversitelerde eğitim alan arkadaşlarım dahil, hepimiz bu sistemin eğittiği öğrencileriz. Yanlışlardan en çok bizler etkilendik. Bunu düzeltmek de, bizlere düşüyor.&lt;/p&gt;</content>
		<author>
			<name>Furkan Gokce</name>
			<uri>http://furkangokce.com/</uri>
		</author>
		<source>
			<title type="html">Furkan Gökçe</title>
			<subtitle type="html">Ankara’da, elektrik-elektronik mühendisliği okuyorum. Etrafımda olan bitenler ve ilgimi çeken konular hakkında yazılar yazıyorum.</subtitle>
			<link rel="self" href="http://furkangokce.com/rss"/>
			<id>http://furkangokce.com/rss</id>
			<updated>2012-05-17T00:25:02+00:00</updated>
		</source>
	</entry>

	<entry>
		<title type="html">Günlük tutmak iyidir.</title>
		<link href="http://furkangokce.com/post/21457378380"/>
		<id>http://furkangokce.com/post/21457378380</id>
		<updated>2012-04-20T22:53:00+00:00</updated>
		<content type="html">&lt;p&gt;Günlük insanların kendileri için yapabilecekleri en iyi şey olabilir. Düşünsenize bir gün sabah uyandığınızda hiçbir şey hatırlamadığınızı. Kimsiniz, ne iş yaparsınız, neler yaptınız bilmiyorsunuz. Düşünüyorum da, hayatımın en büyük hatası, bu güne dek günlük tutmamış olmam. Diğer hatalarım ile ilgili de yazacağım ileride.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Geçtiğimiz aylarda, evinden yürüyerek hastaneye giden komşumuz, hastanede komaya girdi. Uyandığında ise hiçbir şey hatırlamıyordu. Çocuklarını, eşini, kendi ismini bile hatırlamıyordu. İşte o an anladım geçmişin önemini.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Herkes zaman zaman bir an önce geçsin şu vakit, keşke başkası olsaydım gibi şeyler der. Ben de dedim. Bir de onlar için pişman oldum. Kimse bir başkası olamaz. Hayatın bir saniyesini bile atlayamayız. O saniyede uyuyor olmak bile bizi, biz yapıyormuş.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bu duruma bir son verip, en kısa zamanda günlük, hiç olmadı iki ya da üç günde bir yazacağım bir hatıra defteri tutmaya başlayacağım. Yine bu durumun başlıca sebebi olarak bilgisayarımı gördüğüm için birçok mektup adresimi, sosyal medya hesabımı kapattım. Bu sayfada, özellikle de son iki ay içerisinde, birçok düzenleme yaptım. Daha seyrek yazmaya karar verdim.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Tüm bunların dışında, bir de roman yazacağım. Hayat kısa, istediklerimi yapmam gerek. Birilerinin okuyup okumayacağını umursamıyorum. Sadece yazacağım. Belki de bir gün basılır yazdıklarım.&lt;/p&gt;</content>
		<author>
			<name>Furkan Gokce</name>
			<uri>http://furkangokce.com/</uri>
		</author>
		<source>
			<title type="html">Furkan Gökçe</title>
			<subtitle type="html">Ankara’da, elektrik-elektronik mühendisliği okuyorum. Etrafımda olan bitenler ve ilgimi çeken konular hakkında yazılar yazıyorum.</subtitle>
			<link rel="self" href="http://furkangokce.com/rss"/>
			<id>http://furkangokce.com/rss</id>
			<updated>2012-05-17T00:25:02+00:00</updated>
		</source>
	</entry>

	<entry xml:lang="en">
		<title type="html">göğe bakma durağı</title>
		<link href="http://www.erturk.gen.tr/?p=712"/>
		<id>http://www.erturk.gen.tr/?p=712</id>
		<updated>2012-04-15T20:52:57+00:00</updated>
		<content type="html">&lt;p&gt;ikimiz birden sevinebiliriz göğe bakalım&lt;br /&gt;
şu kaçamak ışıklardan şu şeker kamışlarından&lt;br /&gt;
bebe dişlerinden güneşlerden yaban otlarından&lt;br /&gt;
durmadan harcadığım şu gözlerimi al kurtar&lt;br /&gt;
şu aranıp duran korkak ellerimi tut&lt;br /&gt;
bu evleri atla bu evleri de bunları da&lt;br /&gt;
göğe bakalım&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;falanca durağa şimdi geliriz göğe bakalım&lt;br /&gt;
inecek var deriz otobüs durur ineriz&lt;br /&gt;
bu karanlık böyle iyi afferin tanrıya&lt;br /&gt;
herkes uyusun iyi oluyor hoşlanıyorum&lt;br /&gt;
hırsızlar polisler açlar toklar uyusun&lt;br /&gt;
herkes uyusun bir seni uyutmam bir de ben uyumam&lt;br /&gt;
herkes yokken biz oluruz biz uyumayalım&lt;br /&gt;
nasıl olsa sarhoşuz nasıl olsa öpüşürüz sokaklarda&lt;br /&gt;
beni bırak göğe bakalım&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;senin bu ellerinde ne var bilmiyorum göğe bakalım&lt;br /&gt;
tuttukça güçleniyorum kalabalık oluyorum&lt;br /&gt;
bu senin eski zaman gözlerin yalnız gibi ağaçlar gibi&lt;br /&gt;
sularım ısınsın diye bakıyorum ısınıyor&lt;br /&gt;
seni aldım bu sunturlu yere getirdim&lt;br /&gt;
sayısız penceren vardı bir bir kapattım&lt;br /&gt;
bana dönesin diye bir bir kapattım&lt;br /&gt;
şimdi otobüs gelir biner gideriz&lt;br /&gt;
dönmeyeceğimiz bir yer beğen başka türlüsü güç&lt;br /&gt;
bir ellerin, bir ellerim yeter belleyelim yetsin&lt;br /&gt;
seni aldım bana ayırdım durma kendini hatırlat&lt;br /&gt;
durma kendini hatırlat&lt;br /&gt;
durma göğe bakalım&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Turgut Uyar&lt;/p&gt;</content>
		<author>
			<name>Erturk Ihsan Limon</name>
			<uri>http://www.erturk.gen.tr</uri>
		</author>
		<source>
			<title type="html">Ertürk Online</title>
			<subtitle type="html">aut non tentaris aut perfice...</subtitle>
			<link rel="self" href="http://www.erturk.gen.tr/?feed=rss2"/>
			<id>http://www.erturk.gen.tr/?feed=rss2</id>
			<updated>2012-05-13T20:33:34+00:00</updated>
		</source>
	</entry>

	<entry xml:lang="en">
		<title type="html">Ben daha iyisini çekene kadar en iyisi bu&amp;#8230;</title>
		<link href="http://isik.net/ben-daha-iyisini-cekene-kadar-en-iyisi-bu/"/>
		<id>http://isik.net/?p=803</id>
		<updated>2012-04-13T18:57:34+00:00</updated>
		<content type="html">&lt;p&gt;						&lt;div class=&quot;flickr-gallery image center&quot;&gt;&lt;a href=&quot;http://www.flickr.com/photos/cemvedatisik/6928290086&quot;&gt;&lt;img class=&quot;flickr medium&quot; title=&quot;Bilet&quot; alt=&quot;Bilet&quot; src=&quot;http://farm6.static.flickr.com/5112/6928290086_ceab172c62.jpg&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
					&lt;br /&gt;
Beni &lt;a href=&quot;http://www.facebook.com/cemvedatisik&quot; target=&quot;_blank&quot;&gt;Facebook&lt;/a&gt; ya da &lt;a href=&quot;https://twitter.com/#!/cemvedatisik&quot; target=&quot;_blank&quot;&gt;Twitter&lt;/a&gt;&amp;#8216;dan takip eden arkadaşlarım bilirler, Türkiye&amp;#8217;nin en meşhur bilet fotoğrafını bundan tam beş yıl önce &lt;a href=&quot;http://isik.net/3-yil-sonra-canli-canli-besiktas/&quot; target=&quot;_blank&quot;&gt;paylaşmıştım&lt;/a&gt;.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Aradan beş yıl geçmesine rağmen daha iyisi çekilmemiş olacak ki, bugun &lt;em&gt;&lt;strong&gt;adını bildiğiniz tüm&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt; gazete ve haber sitelerinin ana sayfalarında neredeyse her hafta yer buluyor. Piyasadaki bilet fotoğrafı eksikliğinin farkında olarak, benden izinsiz herhangi bir fotoğrafımı kullananlara 05/12/1951 tarihinde kabul edilen, 5846 numaralı &lt;a href=&quot;http://www.mevzuat.adalet.gov.tr/html/957.html&quot; target=&quot;_blank&quot;&gt;Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu&lt;/a&gt; hatırlatır, uzlaşmayı seven bir tavırla selam ederim.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bunlar da ilginizi cekebilir:&lt;ol&gt;
&lt;li&gt;&lt;a href=&quot;http://isik.net/suya-doyana-kadar/&quot; rel=&quot;bookmark&quot; title=&quot;Suya doyana kadar&amp;#8230;&quot;&gt;Suya doyana kadar&amp;#8230;&lt;/a&gt;&lt;/li&gt;
&lt;/ol&gt;&lt;/p&gt;</content>
		<author>
			<name>cem</name>
			<uri>http://isik.net</uri>
		</author>
		<source>
			<title type="html">isik.net | Cem Vedat IŞIK</title>
			<subtitle type="html">Cem bugün ne yapmış? Bugün ne yazmış?</subtitle>
			<link rel="self" href="http://isik.net/feed/atom/"/>
			<id>http://isik.net/feed/atom/</id>
			<updated>2012-04-13T19:25:15+00:00</updated>
			<rights type="html">Copyright 2007</rights>
		</source>
	</entry>

	<entry xml:lang="en">
		<title type="html">kendi çölünde kaybolanların hikayesi</title>
		<link href="http://www.erturk.gen.tr/?p=557"/>
		<id>http://www.erturk.gen.tr/?p=557</id>
		<updated>2012-04-11T18:57:14+00:00</updated>
		<content type="html">&lt;p&gt;Leyla ile Mecnun, kendi çölünde kaybolanların hikayesidir. Umudunu yitirmeden bekleyenlerin, hüznün olduğu yerde kahkahayı eksik etmeyenlerin, hala sevdiği kızın gözlerine bakıp &amp;#8220;seni seviyorum&amp;#8221; demekte zorlananların hikayesidir. Leyla ile Mecnun hayatı boyunca hep yedek kalmışların hikayesidir. Beethoven&amp;#8217;ın 9. Senfoniyi bestelediğinde sağır olduğunu bilenlerin ama arabeskten de vazgeçemeyenlerin, başka hikayelere dahil olamadığı için kendi hikayelerini yazanların, bazen küfürlü konuşup aşkla susanların, kafası hayli karışık olanların hikayesidir. Leyla ile Mecnun güçlü olmak istemeyenlerin hikayesidir. Daha çok deneyen, daha çok yenilen, hep deneyen ve hep yenilenlerin hikayesidir&amp;#8230;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Neemiş? İşte Leyla ile Mecnun bizim hikayemizmiş. Çok da uzatmaya gerek yokmuş. laaaps!!&lt;/p&gt;</content>
		<author>
			<name>Erturk Ihsan Limon</name>
			<uri>http://www.erturk.gen.tr</uri>
		</author>
		<source>
			<title type="html">Ertürk Online</title>
			<subtitle type="html">aut non tentaris aut perfice...</subtitle>
			<link rel="self" href="http://www.erturk.gen.tr/?feed=rss2"/>
			<id>http://www.erturk.gen.tr/?feed=rss2</id>
			<updated>2012-05-13T20:33:34+00:00</updated>
		</source>
	</entry>

	<entry>
		<title type="html">ODTÜ öğrencileri tarafından yeniden yorumlanan Coldplay’in...</title>
		<link href="http://furkangokce.com/post/20854754757"/>
		<id>http://furkangokce.com/post/20854754757</id>
		<updated>2012-04-10T19:30:00+00:00</updated>
		<content type="html">&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;ODTÜ öğrencileri tarafından yeniden yorumlanan Coldplay’in Paradise videosu. Çok hoşuma gitti. :)&lt;/p&gt;</content>
		<author>
			<name>Furkan Gokce</name>
			<uri>http://furkangokce.com/</uri>
		</author>
		<source>
			<title type="html">Furkan Gökçe</title>
			<subtitle type="html">Ankara’da, elektrik-elektronik mühendisliği okuyorum. Etrafımda olan bitenler ve ilgimi çeken konular hakkında yazılar yazıyorum.</subtitle>
			<link rel="self" href="http://furkangokce.com/rss"/>
			<id>http://furkangokce.com/rss</id>
			<updated>2012-05-17T00:25:02+00:00</updated>
		</source>
	</entry>

	<entry xml:lang="en">
		<title type="html">Aha Moment ve Imkansizligi</title>
		<link href="http://blog.ozansener.net/?p=295"/>
		<id>http://blog.ozansener.net/?p=295</id>
		<updated>2012-04-06T08:25:30+00:00</updated>
		<content type="html">&lt;blockquote&gt;&lt;p&gt;
aha moment (n): an instant at which the solution to a problem becomes clear
&lt;/p&gt;&lt;/blockquote&gt;
&lt;p&gt;Cocuklugumuz aslinda bu &amp;#8220;Aha Moment&amp;#8221; hikayeleri ile dolu sanirim. Archimedes&amp;#8217;in hamamda suyun kaldirma kuvvetini bulusu sonra ortalikta Euraka! Euraka! diye dolasmasi. Newton&amp;#8217;un basina dusen elma ya da Nash&amp;#8217;in barda &amp;#8220;game theory&amp;#8221;&amp;#8216;yi bulmasi gibi. Her ne kadar bilimi daha eglenceli ve ilginc bir surec olarak gostermesi, insanlarin bilime tesvik edilmesi acisindan anlamli olsa da, bu hikayelerin azimsanamayacak yan etkileri oldugunu dusunuyorum.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Aslinda butun olay surec ve sonuc arasindaki dengesizlikle ilgili. Tum bu anlattigimiz aha! anlari bir surecin sonucu ve malesef bu surec oyle kisa bir surec de degil uzun calismalar hayal kirikliklari obsesyonlarla dolu. Neyse konumuza donersek tum bu hikayeleri ya da bilim tarihini incelerken sureci tamamiyla atlayip sonuca odaklanmamiz, beynimizde yanlis onyargilarin olusmasina neden oluyor. Bilim insanlarinin &amp;#8220;yarticilik&amp;#8221; veya &amp;#8220;zeka&amp;#8221; gibi dogustan gelen yetenekleri olduguna inaniyoruz. Kendimiz bilgiyi arama surecine girdigimizde ise, o sonuc odakli olusumuzun en buyuk yan etkisini yasiyoruz. Bir problemi cozmeye calistigimizda o aha! anini bekliyoruz, ve tabiki problem zorlastikca cozum daha da zorlasiyor. Ve iste o noktada tam surecin ortasinda tembellik icgudumuz bize en buyuk oyununu oynuyor, o aha! aninin gelmedigini ve gelemeyecegini dusunuyor. Hatta diyor ki beynimize sen bu problemi cozebilecek kadar &amp;#8220;zeki&amp;#8221;, &amp;#8220;yetenekli&amp;#8221; ya da &amp;#8220;yaratici&amp;#8221; degilsin. Ve biz de kolay olani secip birakiyoruz. Hem de belki de cozume cok ama cok yakinken. Tum bunlar yetmezmis gibi, egitim sistemimiz tamamiyla sonuc odakli ve sonuc odaklilik bilincaltimiza her gecen gun daha da fazla yetisiyor.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Aslinda tum bunlarin disinda bir nokta daha var, ve bence tum bu anlattiklarimin temelindeki nokta bu. Biz bazi seylere gereginden cok ama cok fazla deger veriyoruz. Egitim sistemindeki sinavlari fazla ciddiye aliyoruz. Ve daha da kotusu bazi kelimelere gereginden cok fazla anlam yuklemeye calisiyoruz. Ozellikle de &amp;#8220;yaraticilik&amp;#8221;, &amp;#8220;liderlik&amp;#8221;, &amp;#8220;zeka&amp;#8221; veya &amp;#8220;yenilikcilik&amp;#8221; gibi kelimelere. Ne gerek var bu kavramlari veya bu sinavlari bu kadar ciddiye almaya, aslinda ne gerek var ne olup olmadigimizi bu kadar ciddiye almaya. Mantikli olan ne yaptigini ciddiye almak degil mi aslinda ya da ne yasadigini. Ve hepsinden onemlisi hic bir kelimeye ne gereginden fazla anlam yuklemeye ne de ondan gereginden fazla sey beklemeye gerek var. Bir arkadasimin da dedigi gibi &amp;#8220;Bu fistigin bize sundugundan fazlasini beklememek lazim bu fistiktan&amp;#8221; Neyse fistik tek basina gitmez :p &amp;#8230;..&lt;/p&gt;</content>
		<author>
			<name>Ozan Sener</name>
			<uri>http://blog.ozansener.net</uri>
		</author>
		<source>
			<title type="html">Ozan Sener</title>
			<subtitle type="html">I Do What I Love, I Love What I Do...</subtitle>
			<link rel="self" href="http://blog.ozansener.net/?feed=rss2"/>
			<id>http://blog.ozansener.net/?feed=rss2</id>
			<updated>2012-04-06T12:25:12+00:00</updated>
		</source>
	</entry>

	<entry xml:lang="en">
		<title type="html">Prince of Persia’ nın yaratıcısından oyun tasarımcılarına öğütler….</title>
		<link href="http://mehmet.karadayi.net/?p=197"/>
		<id>http://mehmet.karadayi.net/?p=197</id>
		<updated>2012-03-30T09:50:58+00:00</updated>
		<content type="html">&lt;p&gt;Günlerden bugün&amp;#8230;İnternette aylak aylak dolanırken birden karşıma çocukken aşık olduğum oyun olan Prince of Persia&amp;#8217; nın yaratıcısının blog sayfası çıktı. Biraz kurcalarken aslında PoP&amp;#8217; nin yaratılış sürecinin ne kadar komik olduğunu öğrendim &lt;img src=&quot;http://mehmet.karadayi.net/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif&quot; alt=&quot;:)&quot; class=&quot;wp-smiley&quot; /&gt;  Vatandaş bir kitap bile yayınlamış bu konu hakkında. Hem de sudan ucuz 7.99$. Video&amp;#8217; nun linkini aşağıda bulabilirsiniz.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href=&quot;http://www.youtube.com/watch?v=gC3WEwSJoHs&amp;amp;feature=player_embedded&quot;&gt;Making of Prince of Persia&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Tüm bunların dışında, sevgili Jordan Mechner&amp;#8217; ın biz oyun tasarımcılarına bir kaç tane de öğüdüne rastladım. Hemen içimden bir blog post atmak geldi. Öğütler de aşağıdaki gibi. Haydi kalın sağlıcakla.&lt;/p&gt;
&lt;ol&gt;
&lt;li&gt;Prototype and test key game elements as early as possible.&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Build the game in incremental steps – Don’t make big design documents.&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;As you go, continue to strengthen what’s strong, and cut what’s weak.&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Be open to the unexpected – Make the most of emergent properties.&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Be prepared to sell your project at every stage along the way.&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;It’s harder to sell an original idea than a sequel.&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Bigger teams and budgets mean bigger pressure to stay on schedule.&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Don’t invest in an overly grandiose development system.&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Make sure the player always has a goal (and knows what it is).&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Give the player clear and constant feedback as to whether he is getting closer to his goal or further away from it.&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;The story should support the game play, not overwhelm it.&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;The moment when the game first becomes playable is the moment of truth. Don’t be surprised if isn’t as much fun as you expected.&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Sometimes a cheap trick is better than an expensive one.&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Listen to the voice of criticism – It’s always right (you just have to figure out in what way).&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Your original vision is not sacred. It’s just a rough draft.&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Don’t be afraid to consider BIG changes.&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;When you discover what the heart of the game is, protect it to the death.&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;However much you cut, it still won’t be enough.&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Put your ego aside.&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Nobody knows what will succeed.&lt;/li&gt;
&lt;/ol&gt;</content>
		<author>
			<name>Mehmet Sencer Karadayı</name>
			<uri>http://mehmet.karadayi.net</uri>
		</author>
		<source>
			<title type="html">Daily MSK</title>
			<subtitle type="html">Life Journal of Mehmet Sencer KARADAYI</subtitle>
			<link rel="self" href="http://feeds.feedburner.com/DailySilverlight"/>
			<id>http://mehmet.karadayi.net/?feed=atom</id>
			<updated>2012-04-25T14:25:18+00:00</updated>
		</source>
	</entry>

	<entry>
		<title type="html">&quot;The most dangerous poison is the feeling of achievement. The antidote is to every evening think what...&quot;</title>
		<link href="http://furkangokce.com/post/20123402152"/>
		<id>http://furkangokce.com/post/20123402152</id>
		<updated>2012-03-29T18:04:46+00:00</updated>
		<content type="html">“The most dangerous poison is the feeling of achievement. The antidote is to every evening think what can be done better tomorrow.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; - &lt;em&gt;Ingvar Kamprad - IKEA&lt;/em&gt;</content>
		<author>
			<name>Furkan Gokce</name>
			<uri>http://furkangokce.com/</uri>
		</author>
		<source>
			<title type="html">Furkan Gökçe</title>
			<subtitle type="html">Ankara’da, elektrik-elektronik mühendisliği okuyorum. Etrafımda olan bitenler ve ilgimi çeken konular hakkında yazılar yazıyorum.</subtitle>
			<link rel="self" href="http://furkangokce.com/rss"/>
			<id>http://furkangokce.com/rss</id>
			<updated>2012-05-17T00:25:02+00:00</updated>
		</source>
	</entry>

	<entry xml:lang="en">
		<title type="html">disk size more than 2TB: MBR or GPT?</title>
		<link href="http://www.erturk.gen.tr/?p=698"/>
		<id>http://www.erturk.gen.tr/?p=698</id>
		<updated>2012-03-25T19:46:33+00:00</updated>
		<content type="html">&lt;p&gt;I finally decided to store my video collection in an external hard disk instead of optical disks because of my limited time. I bought a Seagate FreeAgent GoFlex Desk 3TB in need of capacity but I&amp;#8217;ve come to a serious bottleneck in usage: maximum disk partition size in different environments, obviously less than 3TB. &lt;span id=&quot;more-698&quot;&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Disk comes pre-formatted 3TB. I hadn&amp;#8217;t checked its partition table format. It always feels good to me to have a clean slate, so I&amp;#8217;ve formatted the disk with NTFS. Ooops, disk size dropped to 2TB, the rest was unusable. And then I remembered the size limit of a Windows disk. I was able to make two separate partitions with the help of tools like Acronis Disk Director but why instead of one? OK, I admit, it was obsession &lt;img src=&quot;http://www.erturk.gen.tr/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif&quot; alt=&quot;:)&quot; class=&quot;wp-smiley&quot; /&gt; &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Single 3TB partition is possible with a new partition table standard: GPT (GUID Partition Table)&amp;#8230; Reaching the new limitations coming with GPT is not likely in the near future. It&amp;#8217;s also more redundant in data integrity than its predecessor, MBR (Master Boot Record). You can find detailed information from the links below:&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href=&quot;http://msdn.microsoft.com/en-us/windows/hardware/gg463525&quot;&gt;http://msdn.microsoft.com/en-us/windows/hardware/gg463525&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;
&lt;a href=&quot;http://www.microsoft.com/resources/documentation/windows/xp/all/proddocs/en-us/guid_partition_table.mspx?mfr=true&quot;&gt;http://www.microsoft.com/resources/documentation/windows/xp/all/proddocs/en-us/guid_partition_table.mspx?mfr=true&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;However, GPT isn&amp;#8217;t fully compatible with legacy technology. Devices that don&amp;#8217;t comply Unified Extensible Firmware Interface (UEFI) standards yet, can&amp;#8217;t read data from GPT partitions. This includes Windows XP 32-bit and most importantly new generation LED/LCD televisions, DVD/BlueRay players etc. These search for a MBR disk but only find an empty drive, in fact it isn&amp;#8217;t. It doesn&amp;#8217;t bother me at home, I access data through my computer. But it&amp;#8217;s disappointing that you can&amp;#8217;t carry your whole archive to your friend&amp;#8217;s place to watch possibly with these.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;So we have these choices (for now):&lt;/p&gt;
&lt;ol&gt;
&lt;li&gt;change partitioning format to GPT, have more redundancy for data integrity in single partition, but only have access through computer with the OS versions (apart from Unix derivatives) mentioned above.&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;leave it as it is, MBR, pray not to lose data with that size, make at least two separate partitions (each possible only less than 2TB, not sure the device can see more than one), plug the disk in whatever you want, in wherever you want.&lt;/li&gt;
&lt;/ol&gt;
&lt;p&gt;Tough choice for one that seeks both mobility and reliability like me. I guess I&amp;#8217;ll advance to GPT in 3TB disk and carry data with my good old MBR 320GB disk. I believe it is also better for the integrity of the original copy.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;By the way, I recommend not to lose time or data with the backup software included in: Memeo&amp;#8230;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Wish you happy archiving &lt;img src=&quot;http://www.erturk.gen.tr/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif&quot; alt=&quot;:)&quot; class=&quot;wp-smiley&quot; /&gt; &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;img class=&quot;alignleft size-full wp-image-700&quot; title=&quot;GPT&quot; src=&quot;http://www.erturk.gen.tr/wp-content/uploads/2012/03/gpt.jpg&quot; alt=&quot;&quot; width=&quot;281&quot; height=&quot;235&quot; /&gt;&lt;/p&gt;</content>
		<author>
			<name>Erturk Ihsan Limon</name>
			<uri>http://www.erturk.gen.tr</uri>
		</author>
		<source>
			<title type="html">Ertürk Online</title>
			<subtitle type="html">aut non tentaris aut perfice...</subtitle>
			<link rel="self" href="http://www.erturk.gen.tr/?feed=rss2"/>
			<id>http://www.erturk.gen.tr/?feed=rss2</id>
			<updated>2012-05-13T20:33:34+00:00</updated>
		</source>
	</entry>

	<entry>
		<title type="html">Bay Feynman çok haklı idi.</title>
		<link href="http://furkangokce.com/post/19885546049"/>
		<id>http://furkangokce.com/post/19885546049</id>
		<updated>2012-03-25T09:20:00+00:00</updated>
		<content type="html">&lt;p&gt;Bir süredir &amp;#8220;Eminim şaka yapıyorsunuz, Bay Feynman!&amp;#8221; kitabını okuyorum. Kitapta dikkatimi çeken ve bugün ülkemiz eğitim sistemine uygun olduğunu düşündüğüm bir bölüm okudum.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Feynman (dönemin en önemli fizikçilerinden, Nobel Barış Ödülü sahibi bilim adamı), davetli olarak Brezilya&amp;#8217;ya gider. 10 ay kadar eğitim verir ve bu sürecin sonundan Brezilya serüvenini yorumlaması için söz verilir. Elinde okullarda okutulan kitaplar vardır. Açıp birkaç bölüm okur ve Brezilya&amp;#8217;da eğitimin, ezbercilikten ibaret olduğunu; öğrencilerin bilgiyi somutlaştıramadığını iddia eder. Üç kişiyi örnek verir ve buna rağmen başarılı insanlar çıkabildiğini söyler. Bunun üzerine o üç insan konuşur ve onların da aslında Brezilya&amp;#8217;da eğitim almadıkları öğrenilir.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Eğitim sistemimizin fiziki yapısı ile durmadan uğraşılan şu günlerde; aslında ne kadar gereksiz tartışmalara girdiğimizi fark edemiyoruz. Önemli olan 4+4+4 ya da 8+4 olması mı, yoksa okullarda öğrencilere nelerin, nasıl öğretildiği mi? Kaldı ki, eğitimcilerimiz, öğretmenlerimiz, kendileri iyi eğitilmişler mi de çocuklarımızı emanet ediyoruz onlara?&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Ülkenin en iyi okullarında eğitilmiş, sınavlarda en iyi sıralamalara yerleşerek bugün yine en iyi üniversitelerde eğitim alan arkadaşlarım dahil, hepimiz bu sistemin eğittiği öğrencileriz. Yanlışlardan en çok bizler etkilendik. Bunu düzeltmek de, bizlere düşüyor.&lt;/p&gt;</content>
		<author>
			<name>Furkan Gokce</name>
			<uri>http://furkangokce.com/</uri>
		</author>
		<source>
			<title type="html">Furkan Gökçe</title>
			<subtitle type="html">Ankara’da, elektrik-elektronik mühendisliği okuyorum. Etrafımda olan bitenler ve ilgimi çeken konular hakkında yazılar yazıyorum.</subtitle>
			<link rel="self" href="http://furkangokce.com/rss"/>
			<id>http://furkangokce.com/rss</id>
			<updated>2012-05-17T00:25:02+00:00</updated>
		</source>
	</entry>

	<entry xml:lang="en">
		<title type="html">Sen çok değiştin..</title>
		<link href="http://www.erturk.gen.tr/?p=554"/>
		<id>http://www.erturk.gen.tr/?p=554</id>
		<updated>2012-03-24T18:03:54+00:00</updated>
		<content type="html">&lt;p&gt;Etrafıma baktım bugün, bu güzel yazıyı hatırladım, hatırlatmak istedim:&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&amp;#8212;&amp;#8212;&amp;#8212;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Selam. normalde böyle şeyler yazıp çizmeye de utanırım ama bu hafta içimden seninle konuşmak geldi. bi ihtimal kulağına gelirse diye. &amp;#8220;bu ne lan duyarlı mısın nesin&amp;#8221; diye dalga geçenler olucaktır, ama naapalım, bu hafta böyle.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;geçen gün gidip can yücel&amp;#8217;in mezarını kırıp yıkmışsın. kendisinin toplasan iki üç şiirini yarım yamalak biliyorum, öyle manyak bir okuru olmadım hiç yani. ölüm yıldönümünde mezarına şarap döktüklerini duyunca aklıma sen geldin. ulan dedim bizimki uyuz olacak bu olaya. ama gidip mezarı kıracağını da düşünmemiştim. gerçek bi ayıya dönüşmüşsün, ne diyim.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;peki acaba dönüşmedin de eskiden de böyle miydin?&lt;span id=&quot;more-554&quot;&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;bak ben mesela eskiden izlediğimiz filmlerin daha güzel, eskiden içtiğimiz suyun daha lezzetli, bakkal amcanın daha iyi kalpli olduğuna inanmamı, o yıllarda çocuk oluşuma bağlıyorum. yaşamın aslında kötüleşmediğini, aynı kaldığını, sadece büyüdükçe benim için zorlaştığını düşünmek istiyorum. bi yandan mantıklı olan da bu zaten. ama böyle düşünmeme rağmen, bazen yine de emin olamıyorum. sanki bakkal amca hakkaten de ben küçükken daha &amp;#8220;iyiydi&amp;#8221;. otobüsteki amcalar teyzeler daha yumuşaktı böyle. sen de daha sakindin. belki çok saçmadır ama elimde değil, öyle gibi geliyo.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;geçenlerde voleybolcu bir kıza otobüse şortla bindiği için önce bağırıp sonra da yumruk atmışsın. gerçekten bak, sen eskiden böyle bu kadar sinirli değildin. iyi hatırlıyorum. yumruk attığında sesini çıkartmayan amcalar teyzeler de böyle değildi. sana bi şey oldu. mezar yıkıyosun lan, bi düşüm bak, çok acayip bi şey bu. adamlar dev gibi insanlık anıtına ucube deyip sonra da kafasını kestirdiler. koca heykeli yıktırttılar. onlardan mı cesaret alıyosun, olay bu mu yani?&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;o heykeli yapan da aha senin kırdığın mezarı yapan kişiymiş zaten. yoksa sen de heykeli yıktıranla aynı kişi olmayasın?&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;zaten her işi yapıyosun, her an her yerdesin. bi kaç sene önce karaköy iskelesinde kız arkadaşımı uğurlarken de ordaydın. vedalaşıyoduk, sarılmıştık böyle, vapurun iskeleye yanaşmasını bekliyoduk. &amp;#8220;dışarı çıkın nerde ne yapıyosanız yapın&amp;#8221; diye bi ses duyduk, bi baktık o jeton kabinleri var ya ordan bize bakıyosun. önce bize seslendiğini anlamadık. şimdi tam hatırlamıyorum ama &amp;#8220;lan yürüyün burda o işler yapılmaz! yürü!&amp;#8221; gibi bi cümle daha kurdun. ben o zamanlar henüz senden bu kadar korkmadığım için &amp;#8220;ne diyo lan bu lavuk&amp;#8221; diye bi kabarıcak gibi oldum da hadi neyse diye indik iskeleden.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;geçenlerde de duydum ki otobüs şöförü olmuşsun, sürdüğün otobüste bir çift öpüştü diye benzer şeyler söyleyip aşağı indirmişsin çocukları. lan oğlum bi şey sorucam, sen insanların birbirine sarılmasına öpmesine neden bu kadar kızıyosun? açık konuş, o sırada arzuluyo musun yoksa o kızları? günahını almıyım ama kıskançsın sanırım hafiften. tamam bak mesela bi yerde sap sap otururken yanımda bi çift öpüşünce ben de bi kıskanıyorum, bi yutkunuyorum böyle gulp diye. ama çok bakmıyorum, öpsün yani çocuk kızı ne güzel işte. benim rahatsız olmam o anki saplığımla ilgili çünkü. seninki de bana öyle gibi geldi. o kızı o çocuğa yedirmek istemiyosun. o ahlaksız diye bağırdığın kız sana gelse, azcık gülümsese, iki tatlı söz söylese heyecanlanıp boncuk boncuk terler, bayan mayan eheh meheh diyerek tavlamaya çalışırsın gibime geliyo. neyse dediğim gibi günahını almıyım, öyle olur gibi geldi bi an.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;geçenlerde kızarkadaşımla vapura bindiğimizde de arkamızda oturuyodun. kolumu kızın omzuna attım, gülüşüyoruz ediyoruz, ama sessiz sakiniz, rahatsız etmiyoruz kimseyi. çıt çıkartmıyoruz, öpüşme filan da yok zaten. bi baktım arkadan bizi kesiyosun. hemen anladım, kolumun yerini beğenmedin. kızla fazla samimi buldun beni. korktum lan bakışlarından. çünkü biliyorum, gelip bi şey söylesen, ne biliyim &amp;#8220;ramazanda utanmıyo musunuz sarmaş dolaş oturmaya?&amp;#8221; desen, etrafımızdaki insanlar da artık çok sesini çıkartmıycak. bi çoğu da seni haklı bulucak. cevap versem &amp;#8220;uzatma&amp;#8221; diycekler. kavga çıksa, ağzını burnunu bi güzel kırsam ben suçlu olucam. karakolluk olsak zaten bitmişim. her şekilde haklısın yani.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;yanlış anlama, sadece ramazanla öpüşmeyle bilmemneyle ilgili şeyler söylemiyorum. ben genel olarak senin tavırlarının değişmesine üzülüyorum. sevgisiz bi insana dönüştün sen. herhangi bir şeyi sevmeyi zayıflık gibi görür oldun sanırım. sürekli laf söylüyosun her şeye. senin için her şey bok gibi. bazen internet gazetelerinde haber altındaki yorumlarını okuyorum. adam bi şeyden övgüyle bahsetmişse anında &amp;#8220;popülist ibne, ayak yapıyo&amp;#8221; diyosun. biri bi film mi çekmiş, &amp;#8220;olmamış&amp;#8221; deyiveriyosun. sana yaranmak mümkün değil. hiç bi şeyi sevmiyosun. başka insanları hiç sevmiyosun. sokakta karşıma çıktığında kötü kötü bakıyosun. sana selam vermeye korkuyorum. karşılaştığımızda günaydın derim ben sana normalde. ama yüzüne baktığımda her an &amp;#8220;ne bakıyosun lan&amp;#8221; diycek gibi davranıyosun. çekiniyorum, kaçırıyorum gözlerimi. beni yendiğimi hissettiğin için sen bundan da hoşnut oluyosun.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;geçenlerde yuutub&amp;#8217;da eski siyasilerin bi tartışmasını izledim. demireli, mesut yılmaz, ecevit, inönü, erbakan filan hepsi bir masada oturuyolar ve biri konuşurken diğerinin çıtı çıkmıyo. bu adamların ülkeyi yönettiği yılları övücek değilim şimdi tabii. ama ne biçim saygılılarmış lan. hiç bağırıp çağırmıyolar. en fazla iğneleyici konuşuyolar. şimdiki adamları aynı masaya oturtmayı başarsalar da biri silahını çekicek gibi bakar, biri kollarını sıvayıp dövücekmiş gibi yapar, hatta &amp;#8220;yok öyle lagaluga&amp;#8221;, &amp;#8220;lölö yapma&amp;#8221; filan derler. acaba sen de bu adamları göre göre mi böyle oldun? bu devirde öyle olmak daha mı doğru, daha mı geçerli geliyo? &amp;#8220;artık böyle&amp;#8230; yerse&amp;#8221; filan mı diyosun? daha mı iyi hissediyosun?&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;yıllar evvel mısır&amp;#8217;a gitmiş bir tanıdığımız &amp;#8220;mısır&amp;#8217;da yalan söylemek normal bi şey. kimse utanmıyo yalancı durumuna düşmekten&amp;#8221; demişti de aklım çıkmıştı, inanamamıştım. hani iki gün avrupa gezmiş insanlar hemen başlarlar ya &amp;#8220;abi almanya&amp;#8217;da insanlar çok nazik, gülümseyerek selam veriyolar, burda herkes ayı gibi&amp;#8221; diye memleketi kötülemeye. ben yakına kadar &amp;#8220;yav olur mu öyle şey, kötü bir millet olur mu? biri ne kadar kötüyse diğerleri de o kadar kötüdür ya da iyidir&amp;#8221; diye düşünürdüm.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;şimdiyse kusuruma bakma ama, senin ciddi ciddi kötüleştiğine inanmaya başladım. hani bu topraklarda yetişenler bambaşka hoşgörülü oluyodu lan, yıllarca öyle bilmedik mi? nooldu da bu kadar sinirli bi insana dönüştün peki? sana uygun gelmeyen hiç bi şeye tahammül etmek istemiyosun. isterse ülke ekonomisi süper olsun, dev alışveriş merkezleri açılsın, duble yollarda istediğin kadar bas git arabanla, sen böyle olduktan sonra neye yatıycak? cebinde parası olan sinirli insanlar mı olalım hep birlikte yani? koca heykel niye yıkıldı lan? kusura bakma aklım hep ona gidiyo. nasıl bi mantıkla gaza gelindi de yıkıldı?&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;bak o olayın olduğu günlerde bi taksiciyle muhabbet ediyoruz, &amp;#8220;yıkılsın kardeşim!&amp;#8221; dedi. böyle bi cevap karşısında aslında susmak lazım ama ağzımı tutamadım,&amp;#8221;ya niye yıkılsın abi? heykelin kendisi güzel de olmayabilir, ama ifade ettiği bişey var, bi de dikilmiş işte oraya. neden şimdi ucube diyip yıkıyolar? normal mi bu sence?&amp;#8221; dedim. mantıklı bi cevap bekledim, hani &amp;#8220;şu yüzden yıkılsın&amp;#8221; desin ki diyalog ilerlesin diye. adam sadece &amp;#8220;yıkılsın yaa boşver yıkılsın!&amp;#8221; dedi zevk alır gibi. sanki heykeller toplaşıp küçükken bununla dalga geçmiş de şimdi intikam alıyo gibi. bu tavır sana da garip gelmiyo mu? o taksici de sen miydin lan yoksa? sen de her işi yapmışsın mna koyiyim, otobüs şöförü müsün taksi şöförü müsün belli değil. arada vapura da biniyosun filan, ilginç adamsın. (kötü espri gücümle seni pis döverim)&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;yakına kadar &amp;#8220;bu sadece bi dönem. bu adam da değişicek. sadece kötü günler geçiriyo, ondan sevmiyo beni&amp;#8221; diyodum ama sen galiba artık eskiye dönmiyceksin. hayatında yurtdışında yaşamaya özenmemiş olan bana bile &amp;#8220;eyvah ya, bizim dergilere de bi şeyler olucak, bu işi yaptırmıycaklar bana. kız arkadaşımın omzuna da kolumu atamıycak mıyım artık? başka ülkeye mi gitmek lazım? gitsek naapıcaz, ne bok yiycez&amp;#8221; dedirttin.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;çünkü sen ilerde etek giydiği için otobüste kızıma yumruk atıcaksın gibi geliyo bana. oysa kızımla ben, senin kızına hayatta karışmazdık. yemin ediyorum karışmazdık. herkesin istediği gibi giyindiği, istediği gibi yaşayabileceği bir memlekette yaşamaya hazır ve istekli olurduk. işin kötüsü, sen bunları okuduğunda azıcık düşünmek yerine &amp;#8220;beğenmeyen defolsun gitsin lan!&amp;#8221; diyosun, biliyorum ben seni. zaten burda yaşamamı istemiyo gibisin. vapurdan dışardaki süper boğaz manzarasını izlemek yerine beni ve kızarkadaşımı kontrol ediyosun, ordan belli. aynı şekilde bunları yazdığım için neler hissettiğimi, beni ciddi ciddi endişelendirdiğini anlamak yerine &amp;#8220;tribünlere oynuyosun&amp;#8221; diyceksin.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;bütün bunlara rağmen, çok umutlu olmasam da, belki, bi ihtimal, bu günler de geçer. çünkü birbirimizi anlamıyo olabiliriz cidden. ama tek ricam, sinirli olma. ne biliyim mezar kırma, heykel kırma, yumruk atma diyorum, çok bi şey de değil yani. kurban olıyım &amp;#8220;burdan gitmek lazım&amp;#8221; geyiği yapanlarla dalga geçen beni bile bu otobüslerden bu vapurlardan bu sokaklardan soğutma işte. elin fransızına bonjur diyemem ben, sana selamünaleyküm derim, bin kat da tercih ederim. hem ben bişeyci ya da başka bişeyci de değilim. çocukken aynı mahallelerde oynardık, yabancı değilim tanıyosun beni. bakarsın bi gün karşılıklı otururuz, iki çay söyleriz, anlatırsın derdini. yemin ederim ne dersen dinlerim. dersin ki &amp;#8220;bak kardeşim ben sana dargınım çünkü şöyle şöyle yapmıştın&amp;#8221;. ben de sana derdimi anlatırım, gülüşürüz ederiz. işte o günün gelebileceğini umarak, sana mezarını kırıp yıktığın can yücel&amp;#8217;in meşhur bi şiirini hediye ediyim hadi. tamamını da bilmiyodum internetten baktım idare et.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;en uzak mesafe ne afrika&amp;#8217;dır,&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;ne çin,&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;ne hindistan,&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;ne seyyareler,&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;ne de yıldızlar geceleri ışıldayan.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;en uzak mesafe iki kafa arasındaki mesafedir,&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;birbirini anlamayan.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&amp;nbsp;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Sandık İçi&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Ersin Karabulut&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;25 Ağustos 2011&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;(uykusuzdergi.com notu: Yazıyı bilgisayara geçiren &amp;#8216;kizil sakalli sari&amp;#8217; nickli Ekşi Sözlük yazarına teşekkür ederiz.)&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&amp;nbsp;&lt;/p&gt;</content>
		<author>
			<name>Erturk Ihsan Limon</name>
			<uri>http://www.erturk.gen.tr</uri>
		</author>
		<source>
			<title type="html">Ertürk Online</title>
			<subtitle type="html">aut non tentaris aut perfice...</subtitle>
			<link rel="self" href="http://www.erturk.gen.tr/?feed=rss2"/>
			<id>http://www.erturk.gen.tr/?feed=rss2</id>
			<updated>2012-05-13T20:33:34+00:00</updated>
		</source>
	</entry>

	<entry>
		<title type="html">Bilgisayar Hastalığı</title>
		<link href="http://furkangokce.com/post/19741187014"/>
		<id>http://furkangokce.com/post/19741187014</id>
		<updated>2012-03-22T19:22:00+00:00</updated>
		<content type="html">&lt;p&gt;Liseye başladığım zaman, bilgisayara da iyice alışmıştım, internette siteler açmak gibi bir hastalık edindim. Hastalık diyorum, akıllı insan yapmaz. O kadar çok internet sitesi açıp, o kadar çok siteye kayıt yaptım ki birçoğunu hatırlamıyorum bile. En son geçtiğimiz aylarda bir araştırma ile yaklaşık yirmi hesabımı ve sitemi kapattım. O zaman yaptıklarımın, şu anki düşüncelerime ters olması çok rahatsız etti beni.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Mektup adresleri ise, her genç arkadaşım gibi, ilginç ifadeler, akılda kalması zor harf kombinasyonlarından oluştu. Benim bunları yaptığım zamanlarda, bunu benden başka yapan kimse olmadığı içine benzersiz gelmişti. Sonradan anladım ki, sonu gelmez bir trendin başını çekenlerden olmuşum. Utandım, sıkıldım ve yok ettim neredeyse tamamını.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Üniversiteye hazırlanma sürecinde internet sitesi hastalığım bir ileri seviyeye atladı. Birçok alanadı aldım. En nefret ettiğim site formatı olan forumlara kaydolup tonla bilgi edindim, dolandırıldım, para da kazandım. Ama bunun da bana uygun olmadığına karar verdim. O forumlardan da ayrıldım.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Son safhada -ki bu safhada hastalığım bir olgunluk halini aldı- yaptığım onca hata, kazandığım tecrübe sonucu insanlara öneriler verebilecek seviyeye geldim. Sonradan anladım ki, benim ilgimin sebebi, içerikleri yönetmek; bir şekilde insanların ilgisini o içeriğe çekebilmekti.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Üniversiteye başlamam ile bir iki denemem daha oldu. Hiçbirisinde başarılı olamadım. &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bilgisayar hastalığı, bilgisayar kullanıcılarının çoğunu, belli dönemlerde etkiliyor. Çoğu insan psikolojik destek almak zorunda kalıyor. Hatta dünyanın değişik yörelerinde bu hastalığı tedavi etmek adına kamplar bile açılmış. Üstelik, yeni bir olgu da değil. Bilgisayar üretildiği ilk dönemlerde bile etkilenenler olmuş.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bilgisayar çok ama çok güzel bir alet. Çinliler, Hun İmparatorluğu ile baş edemedikleri için beylere güzel prensesler yollamışlar. Kaleyi içten fethetmişler. Neyse ki bilgisayar bir ideolojiye hizmet edemeyecek kadar değişken.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;:)&lt;/p&gt;</content>
		<author>
			<name>Furkan Gokce</name>
			<uri>http://furkangokce.com/</uri>
		</author>
		<source>
			<title type="html">Furkan Gökçe</title>
			<subtitle type="html">Ankara’da, elektrik-elektronik mühendisliği okuyorum. Etrafımda olan bitenler ve ilgimi çeken konular hakkında yazılar yazıyorum.</subtitle>
			<link rel="self" href="http://furkangokce.com/rss"/>
			<id>http://furkangokce.com/rss</id>
			<updated>2012-05-17T00:25:02+00:00</updated>
		</source>
	</entry>

	<entry xml:lang="en">
		<title type="html">last letter from Ezio</title>
		<link href="http://www.erturk.gen.tr/?p=676"/>
		<id>http://www.erturk.gen.tr/?p=676</id>
		<updated>2012-03-22T17:36:03+00:00</updated>
		<content type="html">&lt;p&gt;&lt;em&gt;&amp;#8220;When I was a young man, I had liberty, but I did not see it. I had time, but I did not know it. And I had love, but I did not feel it. Many decades would pass before I understood the meaning of all three. And now, the twilight of my life, this understanding has passed into contentment.&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;em&gt;Love, liberty, and time: once so disposable, are the fuels that drive me forward. And love, most especially, mio caro. For you, our children, our brothers and sisters. And for the vast and wonderful world that gave us life, and keeps us guessing. Endless affection, mio Sofia.&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;em&gt; &lt;/em&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;em&gt; &lt;/em&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;em&gt;Forever yours,&lt;br /&gt;
Ezio Auditore.&amp;#8221;&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;em&gt;&amp;#8220;I knew I would not have enough time to do everything. Now I worry I do not have time to do anything.&amp;#8221;&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Requiescat in pace, mentor&amp;#8230;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Assassin&amp;#8217;s Creed Embers Trailer: &lt;a title=&quot;Assassin's Creed Embers&quot; href=&quot;http://youtu.be/BVUMPrv8oRw&quot; target=&quot;_blank&quot;&gt;http://youtu.be/BVUMPrv8oRw&lt;/a&gt;&lt;em&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;</content>
		<author>
			<name>Erturk Ihsan Limon</name>
			<uri>http://www.erturk.gen.tr</uri>
		</author>
		<source>
			<title type="html">Ertürk Online</title>
			<subtitle type="html">aut non tentaris aut perfice...</subtitle>
			<link rel="self" href="http://www.erturk.gen.tr/?feed=rss2"/>
			<id>http://www.erturk.gen.tr/?feed=rss2</id>
			<updated>2012-05-13T20:33:34+00:00</updated>
		</source>
	</entry>

	<entry>
		<title type="html">CERN Sergisi, TEDxMETUChange</title>
		<link href="http://furkangokce.com/post/19680724914"/>
		<id>http://furkangokce.com/post/19680724914</id>
		<updated>2012-03-21T15:14:00+00:00</updated>
		<content type="html">&lt;p&gt;Önümüzdeki ay, Orta Doğu Teknik Üniversitesi&amp;#8217;nde düzenlenecek iki güzel etkinlikten bahsedeceğim: &amp;#8220;Bilimi Hızlandırıyoruz&amp;#8221; CERN Sergisi ve TEDxMETUChange (Theme: The Big Picture)&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;400 metrekare kapalı alanda düzenlenecek olan CERN Sergisi, 2 Nisan ve 8 Temmuz tarihleri arasında ziyaret edilebilecek, haftanın her günü açık olacak. Daha detaylı bilgi almak ve etkinliği takip etmek için &lt;a href=&quot;https://www.facebook.com/events/271111662966708/&quot;&gt;burayı&lt;/a&gt; ziyaret edebilirsiniz.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;span class=&quot;text_exposed_show&quot;&gt;TEDxMETUChange ise yine okulumuzda, Kültür Kongre Merkezi B Salonu&amp;#8217;nda, Bilge Demirköz tarafından düzenleniyor. TED üzerinde açılan etkinlik sayfasına &lt;a href=&quot;http://www.ted.com/tedx/events/5501&quot;&gt;buradan&lt;/a&gt; ulaşabilirsiniz.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;</content>
		<author>
			<name>Furkan Gokce</name>
			<uri>http://furkangokce.com/</uri>
		</author>
		<source>
			<title type="html">Furkan Gökçe</title>
			<subtitle type="html">Ankara’da, elektrik-elektronik mühendisliği okuyorum. Etrafımda olan bitenler ve ilgimi çeken konular hakkında yazılar yazıyorum.</subtitle>
			<link rel="self" href="http://furkangokce.com/rss"/>
			<id>http://furkangokce.com/rss</id>
			<updated>2012-05-17T00:25:02+00:00</updated>
		</source>
	</entry>

	<entry>
		<title type="html">Photo</title>
		<link href="http://furkangokce.com/post/19624831142"/>
		<id>http://furkangokce.com/post/19624831142</id>
		<updated>2012-03-20T13:02:10+00:00</updated>
		<content type="html">&lt;img src=&quot;http://27.media.tumblr.com/tumblr_luh4nyYosG1qf198po1_500.gif&quot; /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;</content>
		<author>
			<name>Furkan Gokce</name>
			<uri>http://furkangokce.com/</uri>
		</author>
		<source>
			<title type="html">Furkan Gökçe</title>
			<subtitle type="html">Ankara’da, elektrik-elektronik mühendisliği okuyorum. Etrafımda olan bitenler ve ilgimi çeken konular hakkında yazılar yazıyorum.</subtitle>
			<link rel="self" href="http://furkangokce.com/rss"/>
			<id>http://furkangokce.com/rss</id>
			<updated>2012-05-17T00:25:02+00:00</updated>
		</source>
	</entry>

	<entry>
		<title type="html">Photo</title>
		<link href="http://furkangokce.com/post/19623074359"/>
		<id>http://furkangokce.com/post/19623074359</id>
		<updated>2012-03-20T11:24:03+00:00</updated>
		<content type="html">&lt;img src=&quot;http://30.media.tumblr.com/tumblr_m0am5w24Y91qzprlbo1_r1_500.png&quot; /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;</content>
		<author>
			<name>Furkan Gokce</name>
			<uri>http://furkangokce.com/</uri>
		</author>
		<source>
			<title type="html">Furkan Gökçe</title>
			<subtitle type="html">Ankara’da, elektrik-elektronik mühendisliği okuyorum. Etrafımda olan bitenler ve ilgimi çeken konular hakkında yazılar yazıyorum.</subtitle>
			<link rel="self" href="http://furkangokce.com/rss"/>
			<id>http://furkangokce.com/rss</id>
			<updated>2012-05-17T00:25:02+00:00</updated>
		</source>
	</entry>

	<entry>
		<title type="html">Nokia ve Carl Zeiss</title>
		<link href="http://furkangokce.com/post/19401323064"/>
		<id>http://furkangokce.com/post/19401323064</id>
		<updated>2012-03-16T16:47:50+00:00</updated>
		<content type="html">&lt;p&gt;Dünyanın en büyük telefon üreticisi ve dünyanın en önemli mercek üreticilerinden birisi, Nokia ve Carl Zeiss, birlikte, telefonlardan beklentilerimizi yükselttiler. Bunu yaparken, kamera ve fotoğraf makinelerinin gelişimini de hızlandırdılar.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bundan beş yıl öncesi, belki en iyi telefonlarda bile 1.3 milyon piksel kapasiteli kameralar var. Çekimler bulanık ama eğlenceli. Günümüzde 41 milyon piksel kapasiteli kameraları, cebimizde taşıyabiliyoruz. Üstelik konuşma yapabiliyor ve kısa mesajlar atabiliyoruz.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Eskiden telefonların kamerası vardı. Artık &lt;em&gt;telefonlu kameralar&lt;/em&gt; kullanıyoruz.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Sadık bir Nokia kullanıcısı ve fotoğraf çekmekten hoşlanan birisi olarak, bu gelişmelerden çok memnunum. Nokia 808 Pureview (41 MP Carl Zeiss Mercek) çıkana kadar en iyi kameralı telefon olan Nokia N8-00 (12 MP Carl Zeiss Mercek) kullanıyorum. Belki binlerce fotoğraf çektim. Nasıl memnun olmam?&lt;/p&gt;</content>
		<author>
			<name>Furkan Gokce</name>
			<uri>http://furkangokce.com/</uri>
		</author>
		<source>
			<title type="html">Furkan Gökçe</title>
			<subtitle type="html">Ankara’da, elektrik-elektronik mühendisliği okuyorum. Etrafımda olan bitenler ve ilgimi çeken konular hakkında yazılar yazıyorum.</subtitle>
			<link rel="self" href="http://furkangokce.com/rss"/>
			<id>http://furkangokce.com/rss</id>
			<updated>2012-05-17T00:25:02+00:00</updated>
		</source>
	</entry>

	<entry>
		<title type="html">science:

Blue Marble 2012, composite satellite images from...</title>
		<link href="http://furkangokce.com/post/19236680495"/>
		<id>http://furkangokce.com/post/19236680495</id>
		<updated>2012-03-13T15:14:57+00:00</updated>
		<content type="html">&lt;img src=&quot;http://27.media.tumblr.com/tumblr_lyttck2Xaj1qzo4mso1_500.jpg&quot; /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;img src=&quot;http://30.media.tumblr.com/tumblr_lyttck2Xaj1qzo4mso2_500.jpg&quot; /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;a class=&quot;tumblr_blog&quot; href=&quot;http://science.tumblr.com/post/16979156096/blue-marble-2012-composite-satellite-images-from&quot;&gt;science&lt;/a&gt;:&lt;/p&gt;
&lt;blockquote&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href=&quot;http://www.flickr.com/photos/gsfc/6806922559/in/set-72157627439487497/&quot;&gt;Blue Marble 2012&lt;/a&gt;, composite satellite images from NASA. (&lt;a href=&quot;http://science.tumblr.com/post/8606871980/the-blue-marble-is-probably-the-most-famous&quot;&gt;The original&lt;/a&gt;, 1972.)&lt;/p&gt;
&lt;/blockquote&gt;</content>
		<author>
			<name>Furkan Gokce</name>
			<uri>http://furkangokce.com/</uri>
		</author>
		<source>
			<title type="html">Furkan Gökçe</title>
			<subtitle type="html">Ankara’da, elektrik-elektronik mühendisliği okuyorum. Etrafımda olan bitenler ve ilgimi çeken konular hakkında yazılar yazıyorum.</subtitle>
			<link rel="self" href="http://furkangokce.com/rss"/>
			<id>http://furkangokce.com/rss</id>
			<updated>2012-05-17T00:25:02+00:00</updated>
		</source>
	</entry>

	<entry>
		<title type="html">İpin Ucunu Kaçırmak</title>
		<link href="http://furkangokce.com/post/19183316744"/>
		<id>http://furkangokce.com/post/19183316744</id>
		<updated>2012-03-12T16:39:13+00:00</updated>
		<content type="html">&lt;p&gt;Her eğitim yılında yaşadığım sorun nüksetti. Her öğretici günlük çalışın, tekrar yapın der. Haksız sayılmazlar. Her gün saatlerce ders çalışmak değil elbette ancak en azından haftalık bir göz atma, örnek soru çözmek yeterli olabilir.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;İpin ucunu kaçırdıysan ama, çok zorlanırsın yakalayabilmek için. Eğer temel sağlamsa, ham değilse bir koşu yakalarsın ipi; kaldığın yerden devam edersin.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Kötünün kötüsü var derler ya, yine haklılar. Bir de o ipin kopma durumu vardır. Bu durumda her şey sıfırdan başlar, deyim yerindeyse motora &lt;em&gt;rektefe (ya da rektifiye)&lt;/em&gt; yaptırmak gerekir.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Demem o ki, ben yine ettim; siz etmeyin. Pişman olmayın, daha çok yorulmayın. Eğer yorulmayı göze alamıyorsanız da, bırakın temelli.&lt;/p&gt;</content>
		<author>
			<name>Furkan Gokce</name>
			<uri>http://furkangokce.com/</uri>
		</author>
		<source>
			<title type="html">Furkan Gökçe</title>
			<subtitle type="html">Ankara’da, elektrik-elektronik mühendisliği okuyorum. Etrafımda olan bitenler ve ilgimi çeken konular hakkında yazılar yazıyorum.</subtitle>
			<link rel="self" href="http://furkangokce.com/rss"/>
			<id>http://furkangokce.com/rss</id>
			<updated>2012-05-17T00:25:02+00:00</updated>
		</source>
	</entry>

	<entry>
		<title type="html">Günlük tutmak üzerine...</title>
		<link href="http://furkangokce.com/post/18954963665"/>
		<id>http://furkangokce.com/post/18954963665</id>
		<updated>2012-03-08T18:19:00+00:00</updated>
		<content type="html">&lt;p&gt;Uzun zamandır günlük (Büyük kitleler bunu “blog” olarak biliyor.) tutuyorum. Bunu duyan, öğrenen insanların birçoğu eski yazılarımın olmadığını söylediler, ima ettiler. Ben de tam bununla alakalı yazıyorum işte şimdi.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bu işe merak saldığımda -ki yaklaşık yedi sene öncesi- tek bir amacım vardı. O da, o zaman popüler olmasından kaynaklı, para kazanmaktı. Neyse ki, çok geçmeden hatamı fark ettim ve kar amaçlarımdan vazgeçtim. Yani en azından günlük üzerinden para kazanmak çok mantıksız geliyor. Kaldı ki, günlüğe giren bir iki adam da -ki belki o kadar bile yok- bana getirisi olacak sistemleri kullanmaktan kaçınırlar. Doğaldır, ben de bir başkasının günlüğünde reklam görünce kaçıyorum.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Yazdığım yazıların birçoğunu, çok geçmeden siliyorum. Bazen yazdıklarım tekrar okuduğumda hoşuma gitmiyor, bazen de geçerliliklerini yitiriyorlar. Bence tamamı ile kişisel bir ortamda bu tür değişiklikleri yapmak hakkım ancak bir yandan da beni kararsız ve düşündükleri, yazdıkları nedeniyle pişmanlık duyan biri konumuna düşürüyor. Doğal olarak, benim için bile çok can sıkıcı bir durum oluyor bu.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bu tür bir sıkıntının başlıksız olmaktan kaynaklandığına inandırdım kendimi. Takip ettiğim tüm günlükler, belli konularda yazıyorlar. Yazanlar ise o konuların uzman kişileri. Benim de çok iyi bildiğim konular var elbette ancak, o konularda yazmaya kalkmak tüm yazma hevesimi alıp götürüyor. Ne kadar can sıkıcı olabilecekleri konusuna girmeyeceğim.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;En iyisi, uygun bir başlık bulana kadar bu günlüğe biraz daha az yazmak olacak. Aklıma gelen, yazmam gerektiğine inandığım şeyler olursa elbette yazacağım ancak, bu yazı burada dursun ki, belki merak eden olur.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Tüm bunların dışında, aklımdaki onlarca fikri yok sayamıyorum. Teknik bilgim yok, kod yazmaktan hoşlanmıyorum. Benim hoşuma giden şey, düşüncelerimin bana yorum, öneri olarak geri dönüşü. Kim bilir, belki bir iki sene içinde kendi ajansımı açar bir şeyler üretmeye başlarım. Kimilerine göre düşünmek işin yarısı, kimilerine göre ise başlamak. Bu durumda düşünüp, isteyip, işe başladıktan sonra aslında işin büyük kısmı halloluyor. Bu da böyle bir ara bilgi olsun.&lt;/p&gt;
&lt;blockquote&gt;
&lt;p&gt;Bu yazıyı yazdıktan hemen sonra yazı yazma isteğim arttı ve bir yazı yazdım. Televizyonda gördüğüm birisi ve düşünceleri hakkında idi. Ancak yine aynı sebepten ötürü kaldırdım. Bu işlem her seferinde sinirimin bozulmasına neden oluyor. Bu nedenle, yazmadan önce yazacaklarımın etkisini ölçmem gerektiğine de karar verdim. Aklıma gelen her şeyi paylaşmayacağım. Hatta imkan bulursam tamamen başka şeyler düşünüyorum.&lt;/p&gt;
&lt;/blockquote&gt;</content>
		<author>
			<name>Furkan Gokce</name>
			<uri>http://furkangokce.com/</uri>
		</author>
		<source>
			<title type="html">Furkan Gökçe</title>
			<subtitle type="html">Ankara’da, elektrik-elektronik mühendisliği okuyorum. Etrafımda olan bitenler ve ilgimi çeken konular hakkında yazılar yazıyorum.</subtitle>
			<link rel="self" href="http://furkangokce.com/rss"/>
			<id>http://furkangokce.com/rss</id>
			<updated>2012-05-17T00:25:02+00:00</updated>
		</source>
	</entry>

	<entry xml:lang="en">
		<title type="html">Evet Kendi Uzerimde Deney de Yaptim Sonunda</title>
		<link href="http://blog.ozansener.net/?p=290"/>
		<id>http://blog.ozansener.net/?p=290</id>
		<updated>2012-03-02T09:30:54+00:00</updated>
		<content type="html">&lt;p&gt;Ne zamandir yazmiyorum blog&amp;#8217;a nedenini dusundum, pek bisey bulamadim. Belki sesli konusmaktan korkmaya baslamisimdir artik, ya da eskisi kadar cok sorguamiyorumdur hayati. Neyse yavas yavas icimdeki yazi yazma istegi geri gelmeye basladi. Aslinda bir arkadasimin dedigi gibi belki de sevgili ilham perim ilgisizlikten sikilip dolasmaya cikmisti ve simdi de geri geldi. Neyse artik biraz daha ilgi gostermeye calisicam ona, eskisi gibi olmayacak soz :p Neyse konuya gelirsek eger, evet sonunda cilgin bilim adami yolunda bir adim daha ileri gidip uzerimde deney de yaptim :p Bir haftadan uzunca bir sure vejeteryanligi denedim. Kendi acimdan cok ilginc bir deneydi, dunyaya bir katkim oldumu hayir tabiki ama olsun simdilik guzel bir baslangic :p&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Tam bir onyargi kirma/parcalama/yoketme makinasi gibiydi bu deney ve bana bir suru sey ogretti isin gercegi. Kendi guvenli alanimdan cikip hic bilmedigim bir alana girdim, cok fazla sebze tuketen biri degildim o yuzden bilmedigim bir alandi gercekten. Ilk olarak menulerde icinde et olmayan seyler oldugunu farkettim ku bu gercekten sok ediciydi. Icinde et olmayan pide bile varmis megersem :p Sonra vejeteryan yasanamayacagini dusnuyordum bu ulkede, ama megersem gayette hic sorun yasamadan yasanabiliyormus. Hatta ilginc bir sekilde hayat tarzim ciddi bir sekilde degisti bu deneyeden sonra. Artik, eskisi kadar et tuketmiyorum mesala, deneyin bittigi gun bile et yemedim, yemek istemedim. Ama ote yandan yemek yemek eskisinden daha fazla mutlu ediyor beni. Fizyolojik veya gastronomik sonuclarin disinda, sosyolojik deneyim cok daha anlamliydi aslinda benim icin :p&lt;/p&gt;</content>
		<author>
			<name>Ozan Sener</name>
			<uri>http://blog.ozansener.net</uri>
		</author>
		<source>
			<title type="html">Ozan Sener</title>
			<subtitle type="html">I Do What I Love, I Love What I Do...</subtitle>
			<link rel="self" href="http://blog.ozansener.net/?feed=rss2"/>
			<id>http://blog.ozansener.net/?feed=rss2</id>
			<updated>2012-04-06T12:25:12+00:00</updated>
		</source>
	</entry>

</feed>

